11/11/2019

Hayata herkes eşit koşullarda başlamıyor. Kimileri oldukça iyi koşullarda başlayıp, iyi eğitimler alıp hayat standardını yukarıda tutabilirken, kimileri de yeterli maddi koşullara sahip olmadan iyi imkanlardan uzak bir şekilde bu hayata başlıyor ve hayatını devam ettiriyor.
Bu noktada pek çok insan, dernek ve kuruluş bu eşitsizliği ortadan kaldırmak için ya da azaltmak için yardımlar ve organizasyonlar yapıyor. Kimileri dernek kurup organize bir şekilde ilerliyor, kimileri devlet kuruluşlarına maddi yardım yapmayı tercih ediyor. Kimileri de kişisel çabalarla organizasyon yapıp belirledikleri ihtiyaçları tedarik edip ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.
Gel Umut Ekelim
''Gel Umut Ekelim'' oluşumu, Hikmet Öztürk ve Banu Aksoy öncülüğünde, tamamen kişisel gayretlerle Mersin ve çevresindeki köy okullarında okuyan çocuklara yardım ediyor. Dernek ya da sivil toplum kuruluşu çatısı altına girmeden ilerliyorlar. Köy okullarının bağlı bulunduğu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile irtibata geçip yardım yapacakları okulu kararlaştırıyorlar. Ya da talepte bulunan köy okullarını değerlendirmeye alıyorlar. Öğretmenlerle de görüşüp gerçek ihtiyaçları tespit edip bunları tedarik yoluna gidiyorlar. 
İhtiyaçların Temini
Burada öncelikle sosyal sermayelerini kullanıyorlar. Çevrelerinde bulunan insanların nakit yardımları, temin ettikleri iyi durumda olan ikinci el kıyafetler ya da yeni aldıkları kıyafetleri gruplandırıp isim isim belirledikleri öğrencilere teslim ediyorlar. Nakit yardımların yüksek olması şartı yok. Damlaya damlaya göl olur hesabı. Umarım ''Gel Umut Ekelim'' ve bu tür oluşumlar daha çok sayıda ihtiyaç sahibi insana ulaşabilir. Gönüllerine sağlık.

11/01/2019

Tarihin sıfır noktası olarak adlandırılan Göbeklitepe, tarihin ilk mabedi ve inanç merkezi. Şanlıurfa' nın şehir merkezine 22 km uzaklıktaki Örencik Köyü' nde yer alan Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası kalıcı listesine girdi. 80 dönüm alana sahip olan Göbeklitepe, Neolitik dönemin önemli bir inanç merkezi sayılıyor. Göbeklitepe' nin M.Ö. 10.000 yılında, yerleşik hayata geçilmeden, avcı olarak yaşanılan bir dönemde inşa edilmiş olması, tarihin yeni baştan yazılmasına neden oldu. Çünkü göçebe toplulukların tarımı öğrendikten sonra yerleşik hayata geçtiği sanılıyordu. Göbeklitepe inşa edildikten 1.000 yıl sonra bilinmeyen bir nedenle üzeri toprakla örtülerek kapatılmış. Göbeklitepe' nin ilk keşfi 1963 yılında kadar gitse de o dönemlerde pek dikkat çekmemiş. Hatta 1983 yılında bir çiftçinin burada bulduğu bir heykeli müzeye götürmesi bile ilgi görmesini sağlamamış. Çünkü müzeye götürülen eserin değerini anlayacak bir uzman yokmuş 1995 yılında Alman arkeolog Klaus Schmidt' in öncülüğünde yapılan kazılarla bu yapı gün yüzüne çıkmış. Bölgede 20 tapınak tespit edilmiş ve bunların 6 tanesi ortaya çıkartılmış.

 12.000 yıl önce ellerinde hiç bir alet olmadan sadece çakmak taşlarını işleyerek böylesine büyük bir mabet yapmaları çok şaşırtıcı.
Boyu 6 metreyi, ağırlığı 40 tonu bulan dikilitaşlar

Sütunların üzerinde boğa, yaban domuzu, yılan, yaban ördeği, tilki gibi hayvan figürleri bulunuyor.



                 


Doğuş Grubu, Göbeklitepe' nin korunması ve kazı çalışmaları için 20 yıllık sponsorluk anlaşması  imzalamış ve 15 milyon doların üzerinde bir yatırım yapmış. Bu yatırım ziyaretçi alanı, canlandırma merkezi, kazı alanına yürüyüş yolu, otopark, altyapı, lojistik ve güvenliği kapsıyor. Bölgeye yaklaştığınızda tertemiz ve bakımlı olduğunu hemen fark ediyorsunuz.

Ziyaretçi merkezinde Göbeklitepe hakkında tanıtım filmini izleyebiliyorsunuz.


Ziyaretçi merkezi
Orak. Neolitik Dönem. Boynuz ve Çakmaktaşı

Göbeklitepe' nin çevresi

Müzekart geçerli

10/28/2019

Cem Yılmaz yeni filmi Karakomik Filmler, 18 Ocak olarak planlanan vizyon tarihinden 9 ay sonra görücüye çıktı. Promosyonlu bilet satışları, uzun reklam süreleri gibi konuları da kapsayan yeni sinema yasasının yürürlüğe girmesi beklendiği için filmin vizyon tarihi ertelenmişti. Karakomik Filmler, 2 Arada ve Kaçamak isimli 2 bağımsız filmden oluşuyor. Filmler birer saat sürüyor. Filmlerin senaristi ve yönetmeni Cem Yılmaz.
En komik adam Cem Yılmaz' dan komedi filmi bekleyenler yine hayal kırıklığına uğrayacaklar. Cem Yılmaz' ın mesajı net. Gülmek isteyenler Stand-Up gösterilerime gelsinler diyor. O, sinemada başka bir mücadele veriyor. Mesaj kaygısı olan kaliteli filmler yapıyor. Komedi ön yargısıyla gidilmezse filmlerin güzel olduğu görülecektir. Buna rağmen Karakomik Filmler ilk hafta gişe rakamlarına bakıldığında Hokkabaz filminden sonra en az gişe yapan film oldu. Filmlerle ilgili olumsuz eleştiriler olsa da ben özellikle 2 Arada filminin gayet iyi olduğunu düşünüyorum.
2 Arada
Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Ozan Güven ve Cem Davran başrollerde oynuyor. Oldukça iyi bir film. Cem Yılmaz' ın canlandırdığı Ayzek karakteri çok başarılı. Arabalı vapurda garsonluk yapan Ayzek' in, geminin sahibi olan firmanın değişmesi nedeniyle işini kaybetme korkusu ve başından geçenler anlatılıyor. Cem Yılmaz kesinlikle çok iyi bir oyuncu. İnsanların işsiz kalma korkusu ya da büyük baskı altında nasıl da farklılaştığını çok güzel bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca hak etmediği güç ve yetkilere sahip olan insanlardaki değişim de net bir şekilde ortaya konuyor.
Kaçamak
Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Can Yılmaz ve Necip Memili başrollerde oyunuyor. Kaçamak filmi 2 Arada filmine göre daha hafif bir film. 4 arkadaş eşlerine yalan söyleyerek hafta sonunda SPA detox oteline giderler. Tabi ki kaçamaktır asıl amaçları. İşin sonu uzaylılara kadar gider. Cem Yılmaz' ın uzay sevdası aşikar. Hafta sonu kaçamağını bile uzaya bağlıyor. Uzayın olduğu yerde yine Amerikalılar var. Film ince göndermelerle dolu. Dikkatli bir şekilde izlemek gerekiyor.

10/19/2019

Hayatı nasıl görürüz? Kimimiz görmek istediğimiz gibi görürüz. Kimimiz karakter yapımıza bağlı olarak olduğundan kötü ya da iyi görürüz. Kimimiz de bildiğimiz, anlayabildiğimiz kadar görürüz. Yani aslında gördüğümüz, gördüğümüz gibi değildir. Bunu da ne zaman anlarız? Öğrendiğimizde, tecrübe kazandığımızda, ön yargılarımızdan kurtulduğumuzda ya da gerçeği görmek istediğimizde.

Picasso' nun Las Meninas tablosu
Muhan Hoca
Pek çok köklü okulda efsane hocalar vardır. Muhan Hoca da ODTÜ' nün efsane hocalarından. İşletme bölümünde sıra dışı öğretim teknikleriyle öğrencilerine ders verir. Bir gün derste tepegöze Picasso' nun Las Meninas tablosunu yansıtır. Picasso' nun sürrealist resimlerini yorumlamak kolay değildir. Öğrenciler de resmi yorumlamakta zorlanırlar. Daha sonra Muhan Hoca Diego Valasquez' in Las Meninanas tablosunu tepegöze yansıtır. 
Diego Valasquez' in Las Meninas yani Nedimler isimli tablosu

Bu resimde tüm ayrıntılar belirgindir. Sarı saçlı kız, kapıda duran babası, yerde yatan köpek. Hepsi net bir şekilde görülmektedir. İki resim arka arkaya konulunca Picasso' nun resminin Diego Valasquez' in Las Meninas tablosuna ithafen yapıldığı ortaya çıkar. İki resim de aynıdır ama biri flu diğeri nettir. 
Öğreti
Muhan Hoca öğrencilerine döner ve şöyle der: Hayatta hiç bir şey Vasquez' in resmi kadar belirgin ve net değildir. İş hayatı, gerçekleri size Picasso' nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak gösterir. Picasso' nun resmine bakıp, Valazquez' in resmini görebilenleriniz başarılı olacak. Diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek. (Hikaye için Kapheros' a teşekkürler.)
Göze Gözlük
Gözlerimiz net göremiyorsa gözlük takarız. Hayatı net görebilmek için de gözümüzdeki perdeleri yani ön yargıları kaldırmak, öğrenip kendimizi geliştirmek, hayatla yüzleşmek gerekiyor. Hele iş hayatında gözlük, gece görüş kamerası, radar gibi ne kadar donanım varsa lazım olur. 

10/14/2019

''Derdim çoktur hangisine yanayım'' türküsündeki gibidir hayat. Derdimiz çoktur. İşte, evde, okulda, sokakta. Biz istedikten sonra her yerde . Bazı dertler vardır, boyumuz aşar. Elimizden bir şey gelmez, gücümüz yetmez. Ama pek çok dert vardır ki onları biz dert haline getirmişizdir. Çoğu zaman da müdahale edemeyeceğimiz şeyleri dert ederiz.
Haksızlık
Bazen dertlerimizi, büyük ya da küçük olsun, yanımızda taşırız. Evdeki derdi işe, işteki derdi eve vb. Böyle yaparak insanlara haksızlık ederiz. Kimlere mi? Oldukça gergin bir iş gününden sonra eve gittiğimizde bizden ilgi ve sevgi bekleyen ailemize. Ya da evde aile bireylerimizden biriyle sorun yaşayıp bu sorunu işe taşıyarak, bizden performans bekleyen yöneticilerimize, bize maaş ödeyen patronumuza, huzursuzluk çıkardığımız iş arkadaşlarımıza, hizmet verdiğimiz müşterilere. Aslında böyle davranarak iki sorunumuz olmasına yol açıyoruz. Evdeki bir soruna işte de performans kaybıyla iş sorunumuzu da ekliyoruz. 
Meslek Hikayeleri
Uzun bir yolculuğa çıkacağımız otobüsün şöförünün, evde yaşadığı problemi işe taşımasını, gergin ve dikkatsiz bir şekilde sürüş yapmasını ister miydik? Ya da bir yakınımızı ameliyat edecek olan kalp cerrahının kafasının sorunlarla dolu olmasını? Sanırım kimse istemez. 
Elde Var Hüzün
Hüzün de yaşanması gereken bir duygu. Hiç bir şeye üzülmeyelim, hiç bir şeyi önemsemeyelim diye bir şey yok. Önemli olan derdi büyütmemek. Bir soruna kafayı takmıyor oluşumuz onu önemsemediğimiz anlamına gelmez. Soru şu: Biz bu dertleri dert ederek, dertlerin çözümüne katkı sağlıyor muyuz? Yanıtı belli.

9/11/2019

Aslında soruyu şöyle sormak gerekiyor: Kendimizi mutlu hissetmek için ne kadar büyük bir olayın gerçekleşmesi lazım? Pek çoğumuzda böyle bir problem var. Olumsuz küçük bir olay karşısında büyük bir mutsuzluk ve stres yaşarken, o olay olumluya döndüğünde, sevinip gerginliği üstümüzden atmak yerine, hiç bir şey olmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz. Sanki hayatta hep olumlu şeyler oluyormuş, bu çok sıradan bir şeymiş gibi davranıyoruz.
Hangisi Kolay
Mutsuz olmak çok kolay. Hiç çaba harcamaya gerek yok. Geçmişteki travmalar, gelecek kaygısı, anın tadını çıkartamama, endişe vb. bizi hemen mutsuzluğa sürükleyebiliyor. Oysa mutlu olmak farklı. Müzisyen Rufus Wainwright' a kulak vermek gerekiyor: ''Mutlu olmak için uğraş vermelisiniz. Mutluluğa; iş, para ya da aşkla ulaşılmaz. Mutlululuk sizinle kendiniz arasında bir meseledir.''  Yani mutlu olmak ya da mutlu hissetmek bizim elimizde, bakış açımızda. Mutlu olmayı istememiz gerekiyor. Sürekli olumsuzlukla beslenen bünye ne yapsın? Gergin, agresif, her şeyi yanlış anlayan, alıngan, sabit fikirli, iletişimi zor insanlara dönüşüyoruz. Mutsuz olurken çevremizi de mutsuz ediyoruz. 
Denge
İşin sırrı dengede. Olumlu ya da olumsuz durumları dengeli bir şekilde karşılamalı ve kabullenmeliyiz. Hatta olumlu olayları daha da büyütmeli ve pozitif kalmalıyız. Hayatın her tarafı mayınla döşeli gibi, mutsuz olmamızı sağlayacak olaylarla dolu. Her an sağlığımızı, bir yakınımızı, işimizi vs. kaybedebiliriz. Olumsuz küçük olayları büyütürken gerçek dertlerimiz olunca ne yapacağımızı şaşırırız. 

8/10/2019

İstanbul ile İzmir arasını 8 saatten 3,5 saate indirecek olan otoyolun son etabı açıldı. 515 km olan iki şehir arasındaki mesafe 426 km ye düşmüş oldu. Otoyolun toplam maliyeti 11 milyar dolar olarak açıklandı. Yap İşlet Devret modeliyle otoyolu yapan konsorsiyum, 22 yıl 4 ay boyunca otoyolun işletmesini yapacak.
Yap İşlet Devret
Otoyolun geçiş ücreti otomobiller için tek gidiş 256,3 TL olarak açıklandı. Yani, otoyolu ve Osmangazi Köprüsünü kullanarak İstanbul- İzmir arası gidiş geliş yaparsanız 512,6 TL ücret ödemeniz gerekiyor. Rakamın bu kadar yüksek olmasının nedeni otoyolun Yap İşlet Devret modeliyle yapılmış olması. Bu modelde finansmanı yatırımcı firma sağlıyor. Haliyle kar amacı da güdüyor. Belli bir süre işlettikten sonra yaptığı yatırımı ( köprü, otoyol, hastane vb.) devlete devrediyor. Bu süre içerisinde devlet yolcu geçiş garantisi veriyor. İstenilen yolcu sayısına ulaşılamazsa devlet aradaki farkı ödüyor. Böylece yatırımcının geliri garanti edilmiş oluyor. Her geçiş yatırımcıya gelir getirdiği için bu şekilde yapılan köprü ve otoyollar bayramlarda ücretli oluyor. Devletin yaptıkları ise ücretsiz oluyor.
Parayı Kim Ödüyor
Yap İşlet Devret modeli yatırımlarda devletin kasasından para çıkmadığı söyleniyor. Devletin geliri vatandaşın vergilerinden oluştuğu için aslında yatırımı yapan firmalar devlet adına vergi toplamış oluyorlar. Yatırımcı firma yoldan geçiş yapanlardan hedeflediği tutarı toplayamazsa aradaki farkı devlet, yani yine vatandaş ödüyor. Bu sefer yoldan geçmeyen vatandaş da ödüyor. İstanbul boğaz köprü geçiş ücretlerine bakıldığında, devletin yaptığı 1. ve 2. köprülerden geçiş ücreti 8,75 TL iken, Yap İşlet Devret modeliyle yapılan 3. köprünün geçiş ücreti 19,15 TL. Özetle Yap İşlet Devret modeliyle yapılan yatırımlarda da yatırım maliyeti ve kar vatandaşın cebinden çıkıyor. Hatta özel sektör yatırımı olduğu için daha fazla para vatandaşın cebinden çıkıyor.

8/04/2019

Trafikte yol verme kavgası sonucunda, hamile kadın ve eşinin aracını darp eden Seydioğlu Baklavaları' nın sahipleri Hasan ve Hüseyin Sel kardeşler çıktıkları ilk duruşmada tahliye edildiler. Kamera görüntülerinde, kadının hamile olduğu söylendiği halde, baklavacı kardeşlerin kararlı bir şekilde saldırdıkları, kapıyı açamayınca aynayı kırdıkları ve aracın üstüne çıktıkları görülüyor.

                                             
Aslında hamile olmasa da ailenin bulunduğu bir araca saldırmak çok acayip bir şey. Ama baklavacı kardeşlerin bildikleri bir şey varmış meğerse. Nasıl olsa kendilerine bir şey olmayacağını biliyorlarmış. Öyle olmasa, güpegündüz gerçekleşen ve kamera kayıtları olan aleni bir olayda bile elinin kolunu sallayıp çıkmazlardı. Niye emniyet şeridinde gidiyordunuz diyen hakime, annelerinin hastalığı nedeniyle gitmek zorunda olduklarını söylemişler. Ama saldıracak kadar vakitleri varmış demek ki.
Her İle Şube
Baklavacı kardeşler tahliye olduktan sonra, şirket olarak büyüme kararı aldıklarını ve pek çok ilde şube açacaklarını açıkladılar. Ne de olsa reklamın iyisi kötüsü olmazmış. Muhtemelen ''Hamile kadının orada ne işi varmış'' diyen çok sayıda müşterileri olacaktır. Ayrıca bedava tatlı dağıtmışlar. Halkımız durur mu? Bedava tatlıyı veren isterse saldırgan olsun onlar için fark etmez. Hemen kuyruğa girmişler. Belki de ''Elinize sağlık iyi ettiniz'' demişlerdir. Toplumsal duyarlılığı yüksek! halkımız sayesinde bu tip adamlar büyürler ve gelişirler. Halkımız da bu tipleri alkışlarlar. Ta ki bu tür saldırılar kendi başlarına gelene kadar. 

Tatlı kuyruğu

7/31/2019

İzmir' in Torbalı ilçesinde bulunan Key Museum, klasik otomobil severler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir müze. Türkiye' nin en büyük klasik otomobil müzesi olan Key Museum' da 130 otomobil ve 40 motosiklet bulunuyor. 1880 lerin sonundan 2011 yılına kadar olan modellerle birlikte dünyanın ilk motosiklet ve otomobil modelleri de müzede yer alıyor. Araçların bir özelliği de hepsinin çalışır durumda olması. 7.000 metrekare alana kurulu olan müze Murat ve Selim Özgörkey' in koleksiyonlarından oluşuyor. Bu güzel müze Adnan Menderes Havalimanına 30 km mesafede Torbalı Sanayi Bölgesi içerisinde. Ama tanıtımının yeterli olduğu söylenemez. Müze, Pazartesi ve Salı günleri hariç 10:00- 17:00 saatleri arası açık. Giriş ücretleri, tam 30 TL, öğrenci, öğretmen ve 65 yaş üstü 15 TL, 10 kişi ve üstü gruplar 20 TL.
                                         



Eski yakıt pompaları





Batcycle

Batmobile
 1966 yılında çekilen Batman filmindeki model.


Fiat

Odada 3000' e yakın oyuncak araba var 

Cadillac


Buick



Ford



Ford



Harley Davidson








Eşarp koleksiyonu

Triumph

Alfa Romeo


Dünyanın ilk motosiklet modeli. Daimler tarafından 1885 yılında üretilmiş. Azami hız 11 km/ h.

Dünyanın ilk otomobil modeli. 1886 yılında Benz tarafından 25 adet üretilmiş.
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!