2/04/2020

Pek çok kitle hareketine tanıklık ediyoruz. Günümüzde ya da geçmişte kalabalıkları kendisine bağlayan siyasi, dini ya da milliyetçi hareketler bunlar. Bu hareketlere bağlı olan insanların, içinde bulundukları harekete layık olabilmek için yaptıklarını hayretle izliyoruz kimi zaman. Hiç bir vicdani ya da insani kaygı taşımadan, kendilerine tebliğ edilen görevleri körü körüne denebilecek şekilde yerine getiriyorlar. Hatta bazen durumdan vazife çıkartarak da davranışlarda bulunuyorlar. 
Bununla birlikte, bu hareketlere liderlik edenlerin grubun bütünlüğü sağlamak için nasıl çatışma ortamları yarattıklarını da görüyoruz. Rahatlıkla uzlaşabilecekleri halde çatışma ve kutuplaşmayı tercih ediyorlar. Eric Hoffer, Kesin İnançlılar kitabında hem liderlerin hem de kitle hareketlerine dahil olanların davranışlarının sebeplerini anlatıyor. Bu kitap ister dini, ister milliyetçi ve ister sosyal devrimler olsun, bütün kitle hareketlerinde ortak olan özellikleri inceliyor. Alman asıllı ABD' li düşünür Eric Hoffer tarafından 1951 yılında yazılan ve çok ses getiren kitap oldukça etkileyici. Kitaptan bazı bölümler:

'' Açlık ve soğuk dayandığı zaman hayatımız tehlikededir. Bu yüzden, imtiyazlı kişilerin tutuculuğu kadar derin bir yoksul tutuculuğu vardır ve toplumsal düzenin değişmeksizin devam etmesinde her ikisi de aynı önemde rol oynarlar.''
'' Geleceğe duyulan korku bugüne sarılmamıza sebep olurken geleceğe duyulan inanç değişime açık olmamızı sağlar.''
'' Kutsal bir davaya inanç, kayda değer bir dereceye kadar, vaktiyle kendimize duyup da kaybettiğimiz inancın bir ikamesidir.''
'' Kendini adamanın, sadakatin ve manevi teslimiyetin her çeşidi esas itibarıyla, ziyan olan beyhude hayatlarımıza değer ve anlam verebilecek bir şeye can havliyle sarılmamızdır. Dolayısıyla, kişinin bir ikameye sıkıca sarılması ister istemez hırslı ve abartılı olacaktır.''
'' Eşitlik tutkusu kısmen anonimlik tutkusudur. Kumaşı meydana getiren ipliklerden biri olma; bir ipliğin diğerlerinden ayırt edilememesi, Böylece kimse bizi işaret edemez, bizi diğerleriyle kıyaslayıp kusurlarımızı açığa çıkartamaz.''
'' İmanın kuvveti, dağları yerinden oynatmasından değil, yerinden oynatılan dağları görmemesinden belli olur.''
'' Açıkça görülmektedir ki, etkili olabilmesi için bir öğretinin anlaşılmaması, ona inanılması gerekir. Ancak anlamadığımız şeylerden kesinlikle emin olabiliriz.''
'' Fanatik bir kişi gerçek bir prensip insanı değildir. Bir davaya, esasen o davanın doğruluğu ve kutsallığı nedeniyle değil, bir şeye tutunmak için duyduğu şiddetli ihtiyaç nedeniyle sarılır. Aklına ve ahlak duygusuna hitap ederek bir fanatiği davasından soğutup vazgeçirmek imkansızdır.''
'' Büyük bir liderin dehası bütün nefretleri tek bir düşman üzerine toplamaya ve hatta birbirinden en uzak olan hasımların bile tek bir kategoriye mensup gibi görünmesini sağlamaya dayanır.''

1/19/2020

Cem Yılmaz sinemasının yeni dönem filmleri olarak değerlendirebileceğimiz Karakomik Filmler serisinin ikincisi Karakomik Filmler 2 vizyona girdi. Deli ve Emanet isimli orta metrajlı iki filmden oluşuyor seri. Yine de tekrar etmekte fayda var. Bu filmler de komik değil. Bu filmlere, kara ama komik olmayan filmler demek daha doğru olur. Stand upları ve filmleriyle güldüren Cem Yılmaz' ın içinden Zeki Demirkubuz çıktı diyebiliriz. 
Cem Yılmaz, Karakomik Filmler serisinin dört kısa filminin üçünde kaybedenlerin öykülerini anlatıyor. Melankolik ve sert filmler yapmış Cem Yılmaz. Bu filmlerin gişede istenilen başarıya ulaşamayacağını tahmin etmek zor değil. Zaten son dönemlerde Cem Yılmaz' ı muhalif olarak değerlendiren siyasi bir kesim filmlerine gitmeyerek protesto ediyor. Komedi bekleyenlerin de sinemaya gitmeyecekleri ortada. Ama bu filmlerin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Farklı bir tarz içeren komik olmayan filmler yapmış Cem Yılmaz. Senaryo, oyunculuklar ve çekimler gayet iyi. Hikayenin nereye gideceğini büyük bir merakla bekliyorsunuz. 
Deli
Başrollede Cem Yılmaz, Özkan Uğur, Cem Davran, Emin Gürsoy ve Büşra Develi yer alıyor. Taksicilik yapan Güven( Cem Yılmaz) bir gece taksisine aldığı müşteriler yüzünden kendisini çok ilginç olayların içerisinde bulur. Oysa onun hayali, adını bile bilmeden aşık olduğu kızın gözlerine bakarak hayatını geçirmekti. Bu filmde Özkan Uğur' un oyunculuğu çok iyi.
Emanet
Başrolerde Cem Yılmaz, Çağlar Çorumlu, Özge Özpirinççi, Tansu Biçer, Tülin Özen ve Celil Nalçakan oynuyor. Yetenek yarışmasına katılmak için İstanbul' a gelen Birol' un öyküsü üzerinden ciddi bir medya ve televizyon kültürü eleştirisi yapılıyor. İşin ilginç yanı, son yıllarda bu kültüre yön veren Acun Ilıcalı' nın da bu filmde oynuyor olması. Bu filmde Özge Özpirinççi performansıyla öne çıkıyor.
Toplam 114 dakika süren Karakomik Filmler 2.  316 salonda gösterime girdi.

1/18/2020

Bazı zamanlarda yardıma ihtiyaç duyarız. İyi gün var kötü gün var. Hayatın kontrolü tamamen elimizde değil nihayetinde. Aynı şekilde iş hayatında da yardıma ihtiyaç duyduğumuz zamanlar olabilir. Yetiştirmemiz gereken bir iş, yaptığımız hatanın olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırma çabası, sorumluluk alanımızda oluşan bir sorun gibi durumlarda iyiliğe ihtiyacımız olabilir. 
Küçük çaplı da olsa yardıma ihtiyacımız olduğunda etrafımızda bunu yapabilecek arkadaş! bulamayabiliriz. Bırakın büyük yardımı, küçük bir dokunuşu bile arar gözlerimiz. Michelangelo' nun '' Adem' in Yaradılışı'' tablosundaki gibi büyük bir dokunuştan bahsetmiyorum(İlk insan olan Adem'e ruh veren dokunuş) . Halin nicedir diye bile soran olmaz maalesef.
Kaygan Zemin
İş hayatının kaygan zemininde iyilikler genellikle yatırım amaçlı oluyor. Yardım edeyim, ileride işim düşebilir fikri hakimdir. Eğer işe yarama ihtimalimiz varsa beklediğimiz desteği bulabiliriz. Ama böyle bir durum yoksa küçük iyilikleri bile görebilmek zor olabilir. İş dünyasının yoğun rekabeti altında herkes bireysel çaba gösteriyor. Kendini öne çıkartmak için genellikle, iyilikte yarışmak yerine kötülükte yarışmaya başlıyor. Yani iş hayatında kötü iyiyi kovuyor. Daha sonra da bu durumu düzeltmek için, gelsin takım olalım yemekleri, gitsin ekip ruhu oluşturma piknikleri.
Öğrenilmiş Kötülük!
İçinde zaten bir miktar kötülük taşıyan, kendisine yanlış yapanı affetmeyen, insanın canını yakmaktan çekinmeyen kişiler için iş hayatına uyum sağlamak daha kolaydır. Ama saf ve çok iyi niyetliler için iş dünyası cehennem gibidir diyebiliriz. Ne demiş Goethe: '' Dünya hassas kalpler için cehennem gibidir''. Sonra bu iyi insanlar kötülük yapmayı daha doğrusu iyilikten kaçınmayı öğreniyorlar. Ama sonradan öğrendikleri için ölçüyü tutturamıyorlar ve ayarsız yapabiliyorlar. Okulun ya da mahallenin iyi çocukları acımasız iş insanlarına dönüşüyorlar.

12/12/2019

Coğrafya kaderdir diye bir söz vardır. Sosyolojinin ve iktisatın öncülerinden kabul edilen, 14. yüzyılda yaşamış olan düşünür İbn-i Haldun' a ait bir söz. Yaşanılan coğrafyanın, orada yaşayan insanların yaşamına etkisini anlatmak için kullanmıştır bu sözü.  
Bireysel Coğrafya
Peki bireysel hayatımızın coğrafyası için de aynı şey geçerli mi? Yani hayatımızın rotasının belirlenmesinde içinde bulunduğumuz aile, arkadaş çevresi, yaşadığımız şehir, hayat koşulları kaderimizi belirler mi? Bu soruya büyük oranda evet cevabı verilebilir. Varlıklı ya da iyi eğitim almış bir ailede yetişip, iyi eğitim alarak, maddi sorunlar yaşamadan gelecek planları yaparak iyi sonuçlar alabilmek mümkün. Hayata eşit bir şekilde gelmediğimiz ve eşit koşullarda yarışmadığımız aşikar. 
Sığınak
Bu eşitsizlik ortamı, başarılı olabilmek için yeterli dayanıklılığı, azmi ve gayreti olmayanların sığındığı bir sığınak da olabiliyor bazen. Daha fazla çalışmak, farklı yöntemler denemek varken, mücadele etmeyi bırakıp bireysel coğrafyamızın olumsuzluklarının arkasına saklanabiliyoruz. Bireysel coğrafya tek başına yeterli olsaydı özel koşulları olanlar en iyi okullarda okur, en iyi işlerde çalışır, en önemli buluşları yapar ve başarı hikayeleri yazarlardı. Oysa baktığımızda, pek çok başarı hikayesinin arkasında bireysel coğrafyanın olumsuz etkilerine rağmen gelen başarıları görebiliyoruz.
Her Şeye Rağmen Başaranlar
İrili ufaklı pek çok örnek verilebilir bu konuda. Sıfırdan zirveye çıkıp büyük servet kazananların yanında, hayatı akışına bırakmayıp mücadele ederek olağan standardının üstüne çıkan örnekler de vardır. Ücra bir köyde doğup, anne babası okur yazar olmadığı halde okuyup, iyi yerlere gelmiş insanlar buna güzel bir örnektir. Şehirde yaşayıp çok daha iyi imkanlara sahip olduğu halde bahanelerin arkasına sığınanların da görmesi gereken güzel bir örnek hem de. Birkaç büyük örnek vermek gerekirse;
Ray Ban gözlük markasının yaratıcısı Leanardo Del Vecciho yetimhanede büyümüş ve bir fabrikada işçi olarak çalışmıştır. Şu an tahmini serveti 10 milyar dolardır.
Ikea markasının kurucusu Ingvar Kamprad çiftlikte yaşayarak büyümüştür. Bugün 6 milyar dolar servetiyle dünya çapında tanınan bir markası vardır.
Starbucks' ın sahibi Howard Schultz, Brooklyn' de kamu konutlarında kalıyordu ve babası kamyon şöförüydü. Bugün Starbucks' un dünyada 20.891 dükkanı var. 
Herkes Milyarde mi Olacak?
Tabi ki böyle bir şey mümkün değil. Bu örnekler, her şeye rağmen insanın azmiyle sıfırdan zirveye çıkabileceğini gösteriyor. Herkesin zirvesi aynı yükseklikte olmaz. Önemli olan bireysel coğrafyaya inat kendi zirvemize çıkabilmek.

12/05/2019

''Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.'' Pop art akımının en önemli temsilcilerinden olan Amerikalı ressam, yayıncı ve film yapımcısı olan Andy Warhol' un şahane sözü. 1960' lı yıllarda söylemiş bu sözü. Dönemsel ünlüleri çok güzel tanımlıyor. Dünyada da ülkemizde de belli dönemlerde tanınan ve öne çıkan tipler oluyor. 
Kanaat Önderi
Bunlar diziler, filmler ya da tv programları sayesinde ünlü oluyorlar genelde. Her konuda görüşlerine başvuruluyor. Mikrofonlar onlara uzatılıyor sürekli. Onlar da bilip bilmeden her konuda bilmiş bir şekilde yorum yapıyorlar. Bir süre sonra da popülerliğini yitirince, yani kullanım süresi dolunca ortadan kayboluyorlar. Popstar Bayhan, kafasında bardak kıran Caner, kaynana Semra gibi isimlerin listesi uzar gider. Belli dönemlerde gündemi ve kamuoyunu meşgul edip oyalayan, bir süre sonra da ismini hatırlamadığımız '' Dönemsel kahramanlar''.
Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur mu?
Atatürk' ün söylediği iddia edilen ama gerçekte Latin şair Juvenal' a ait olan bu sözün geçerli olduğu düşünülür. Tabi ki bu sözün istisnaları da oluyor. Örneğin şimdiki zaman ünlüsü Can Yaman. Vücudunun sağlam olduğu aşikar. Ama o vücuttaki kafanın pek de sağlam olmadığını söylemlerinden anlıyoruz. Bu ünlü tezi çürütecek seviyede hem de. İspanya' da katıldığı bir televizyon programında bir hayranı ona soru soruyor. Can Yaman' ın mükemmel ve ideal insan gibi göründüğünü, bu dünyadan olduğunu kanıtlayacak bir şeyler anlatmasını söylüyor. Can Yaman' da '' Arka odaya geçelim kanıtlayayım.'' diyor. Ayrıca hayranına, bana dokunabilirsin istersen, sana bir fırsat veriyorum diyor. Magandalık yapıyor yani. Kadına şiddetin, saygısızlığın ve baskının iyice arttığı bir dönemde kadın hayranına verdiği cevaplar tamamen rezillik. Yazılı senaryolarla oynadığı karakterler onun bastırılmış, gerçek kişiliğini iyi gizlemiş demek ki.
Tahsil Cehaletini Almış Sadece
Oyunculukta libidonun önemiyle ilgili fetvalar da veriyor. Mevzuyu tamamen yanlış anlamış. Libido başka tür filmlerde lazım. Bu hızla giderse o tür filmlerde boy gösterip Playboyluk yapacak hale gelecek. Can Yaman İtalyan Lisesini bitirmiş, hukuk fakültesi mezunu bir oyuncu. Oldukça eğitimli. Tahsil onun cehaletini almış ama eşekliği baki kalmış. 

12/01/2019

Ahmet Ümit' in yeni kitabı Aşkımız Eski Bir Roman, 300.000 lik ilk baskısıyla yayınlandı. Ahmet Ümit hayranlarının büyük bir merakla beklediği kitap, bir Başkomiser Nevzat kitabı. Bilge ve emektar Başkomiser Nevzat' ın 3 macerası yer alıyor kitapta.
Aşkımız Eski Bir Roman' ın diğer Ahmet Ümit kitaplarından farkı,  sadece polisiye olayları içermesi. Şeytan Ayrıntıda Gizlidir isimli, kısa polisiye hikayelerin yer aldığı kitabının uzun versiyonu olmuş gibi. Ahmet Ümit kitaplarının belirgin özelliği, hikayenin geçtiği dönem ya da bölge hakkında detaylı bilgiler vermesi. Örneğin Bab-ı Esrar romanında Mevlana dönemi ve Şems, Sultanı Öldürmek romanında Fatih Sultan Mehmet' in şüpheli ölümü, Beyoğlu Rapsodisi' nde Beyeoğlu' nun gizemli tarihi, cinayet öyküleri içerisinde anlatılıyordu. Bu kitapta geçen öyküler Aşkımız Eski Bir Roman, Overlokçu Kız, Sergey Nikolayeviç Jerkovski' ye Ne Oldu?
Aşkımız Eski Bir Roman: Pera Palas otelinin, Agatha Cristie adlı odasında ölü bulunan zengin bir adamın hikayesi. Maktül Edip, edebiyat merakı yüzünden gerçek hayatla roman kahramanlarını iç içe geçirmiş durumda. Hatta öldüğü sırada odasından Agatha Cristie' nin çıktığına dair şahit var. İlginç bir hikaye.
Overlokçu Kız: Bir tekstil atölyesinde çalışan Gülseren ölü bulunur. Bütün okların üzerinde olduğu çok güçlü bir katil adayı vardır. Töre baskısı, uyuşturucu kullanımı gibi sorunların da işlendiği bir hikaye.
Sergey Nikolayeviç Jerkovski' ye Ne Oldu? Kanser ilacını bulan Rus profesör Jerkovski, bir konferans için geldiği İstanbul' da kaybolur. İlaç firması yetkilileri ve istihbarat örgütleri de işin içine girer ve olay büyür. 
Muhtemelen, yeni transfer olduğu Yapı Kredi Yayınları' na merhaba kitabı oldu bu kitap. Asıl tarzıyla yazdığı, Bergama Berlin hattında geçen romanını yazıyor şu anda. Ahmet Ümit. Yine de Ahmet Ümit, Ahmet Ümit' tir ve kitapları okunur. 224 sayfalık kitap son derece akıcı. 

11/25/2019

Geçmişe özlem duyan ne kadar çok insan var. Bugünde aradığını bulamayan, bir sorunla karşılaşan hemen geçmişe sığınmaya çalışıyor. Nerede o eski bayramlardan giriliyor, eski dostluklar, arkadaşlıklar kalmadıdan çıkılıyor. Peki herkesin geçmişi gerçekten özlem duymaya değecek kadar güzel midir?
Hangi Geçmiş
Geçmiş bize hatalarından arınmış olarak geliyor. Yazar Alan Hirsch' e göre, bir nostalji anına girdiğimizde beynimiz o anın kötü etkilerini temizliyor ve bize hayalimizde oluşturduğumuz geçmişi gösteriyor. Yani özlemini çektiğimiz geçmişteki o an değil, bizim dilediğimiz güzel anlardır. Tabi ki insanlar geçmişlerini özleyebilirler. Ama bunu takıntı haline getirmenin bugüne ve yarına yararı olmuyor.
Geçmişteki Biz
Peki biz geçmişteki biz miyiz? Geçmişte küçük şeylerden bile mutlu olduğumuzu söylerken, çok daha fazla şeye sahip olduğumuz bugün, büyük mutlulukları görmezden geliyoruz. Geçmişte küçük şeylerden mutlu olan, paylaşımcı, kibirsiz, egosuz biriyken şimdi öyle miyiz? Belki de sorun buradadır. Belki de derdimizin devası geçmişte değildir. Belki de biz bugünü güzel hale getiremiyoruzdur.
İlk Anlar
Çoğumuzda geçmişe değil, geçmişte yaşadığımız ilklere özlem duygusu da vardır. İlk aşk, arkadaşlık grupları, çocuk oyunları vb. Daha sonra kurduğumuz arkadaşlıklar ve etkinlikler geçmişteki ilk heyecanı bize yaşatmıyor olabilir. Bundan kurtulmanın yolu mevcut hayatımızda yeni keşiflere heyecanla çıkmak olabilir. Anın kıymetini bilerek ve keyfini çıkartarak yaşamak, geçmişle ilgili arayış içerisine girme ihtiyacımızı ortadan kaldırabilir.

11/11/2019

Hayata herkes eşit koşullarda başlamıyor. Kimileri oldukça iyi koşullarda başlayıp, iyi eğitimler alıp hayat standardını yukarıda tutabilirken, kimileri de yeterli maddi koşullara sahip olmadan iyi imkanlardan uzak bir şekilde bu hayata başlıyor ve hayatını devam ettiriyor.
Bu noktada pek çok insan, dernek ve kuruluş bu eşitsizliği ortadan kaldırmak için ya da azaltmak için yardımlar ve organizasyonlar yapıyor. Kimileri dernek kurup organize bir şekilde ilerliyor, kimileri devlet kuruluşlarına maddi yardım yapmayı tercih ediyor. Kimileri de kişisel çabalarla organizasyon yapıp belirledikleri ihtiyaçları tedarik edip ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.
Gel Umut Ekelim
''Gel Umut Ekelim'' oluşumu, Hikmet Öztürk ve Banu Aksoy öncülüğünde, tamamen kişisel gayretlerle Mersin ve çevresindeki köy okullarında okuyan çocuklara yardım ediyor. Dernek ya da sivil toplum kuruluşu çatısı altına girmeden ilerliyorlar. Köy okullarının bağlı bulunduğu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile irtibata geçip yardım yapacakları okulu kararlaştırıyorlar. Ya da talepte bulunan köy okullarını değerlendirmeye alıyorlar. Öğretmenlerle de görüşüp gerçek ihtiyaçları tespit edip bunları tedarik yoluna gidiyorlar. 
İhtiyaçların Temini
Burada öncelikle sosyal sermayelerini kullanıyorlar. Çevrelerinde bulunan insanların nakit yardımları, temin ettikleri iyi durumda olan ikinci el kıyafetler ya da yeni aldıkları kıyafetleri gruplandırıp isim isim belirledikleri öğrencilere teslim ediyorlar. Nakit yardımların yüksek olması şartı yok. Damlaya damlaya göl olur hesabı. Umarım ''Gel Umut Ekelim'' ve bu tür oluşumlar daha çok sayıda ihtiyaç sahibi insana ulaşabilir. Gönüllerine sağlık.

11/01/2019

Tarihin sıfır noktası olarak adlandırılan Göbeklitepe, tarihin ilk mabedi ve inanç merkezi. Şanlıurfa' nın şehir merkezine 22 km uzaklıktaki Örencik Köyü' nde yer alan Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası kalıcı listesine girdi. 80 dönüm alana sahip olan Göbeklitepe, Neolitik dönemin önemli bir inanç merkezi sayılıyor. Göbeklitepe' nin M.Ö. 10.000 yılında, yerleşik hayata geçilmeden, avcı olarak yaşanılan bir dönemde inşa edilmiş olması, tarihin yeni baştan yazılmasına neden oldu. Çünkü göçebe toplulukların tarımı öğrendikten sonra yerleşik hayata geçtiği sanılıyordu. Göbeklitepe inşa edildikten 1.000 yıl sonra bilinmeyen bir nedenle üzeri toprakla örtülerek kapatılmış. Göbeklitepe' nin ilk keşfi 1963 yılında kadar gitse de o dönemlerde pek dikkat çekmemiş. Hatta 1983 yılında bir çiftçinin burada bulduğu bir heykeli müzeye götürmesi bile ilgi görmesini sağlamamış. Çünkü müzeye götürülen eserin değerini anlayacak bir uzman yokmuş 1995 yılında Alman arkeolog Klaus Schmidt' in öncülüğünde yapılan kazılarla bu yapı gün yüzüne çıkmış. Bölgede 20 tapınak tespit edilmiş ve bunların 6 tanesi ortaya çıkartılmış.

 12.000 yıl önce ellerinde hiç bir alet olmadan sadece çakmak taşlarını işleyerek böylesine büyük bir mabet yapmaları çok şaşırtıcı.
Boyu 6 metreyi, ağırlığı 40 tonu bulan dikilitaşlar

Sütunların üzerinde boğa, yaban domuzu, yılan, yaban ördeği, tilki gibi hayvan figürleri bulunuyor.



                 


Doğuş Grubu, Göbeklitepe' nin korunması ve kazı çalışmaları için 20 yıllık sponsorluk anlaşması  imzalamış ve 15 milyon doların üzerinde bir yatırım yapmış. Bu yatırım ziyaretçi alanı, canlandırma merkezi, kazı alanına yürüyüş yolu, otopark, altyapı, lojistik ve güvenliği kapsıyor. Bölgeye yaklaştığınızda tertemiz ve bakımlı olduğunu hemen fark ediyorsunuz.

Ziyaretçi merkezinde Göbeklitepe hakkında tanıtım filmini izleyebiliyorsunuz.


Ziyaretçi merkezi
Orak. Neolitik Dönem. Boynuz ve Çakmaktaşı

Göbeklitepe' nin çevresi

Müzekart geçerli

10/28/2019

Cem Yılmaz yeni filmi Karakomik Filmler, 18 Ocak olarak planlanan vizyon tarihinden 9 ay sonra görücüye çıktı. Promosyonlu bilet satışları, uzun reklam süreleri gibi konuları da kapsayan yeni sinema yasasının yürürlüğe girmesi beklendiği için filmin vizyon tarihi ertelenmişti. Karakomik Filmler, 2 Arada ve Kaçamak isimli 2 bağımsız filmden oluşuyor. Filmler birer saat sürüyor. Filmlerin senaristi ve yönetmeni Cem Yılmaz.
En komik adam Cem Yılmaz' dan komedi filmi bekleyenler yine hayal kırıklığına uğrayacaklar. Cem Yılmaz' ın mesajı net. Gülmek isteyenler Stand-Up gösterilerime gelsinler diyor. O, sinemada başka bir mücadele veriyor. Mesaj kaygısı olan kaliteli filmler yapıyor. Komedi ön yargısıyla gidilmezse filmlerin güzel olduğu görülecektir. Buna rağmen Karakomik Filmler ilk hafta gişe rakamlarına bakıldığında Hokkabaz filminden sonra en az gişe yapan film oldu. Filmlerle ilgili olumsuz eleştiriler olsa da ben özellikle 2 Arada filminin gayet iyi olduğunu düşünüyorum.
2 Arada
Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Ozan Güven ve Cem Davran başrollerde oynuyor. Oldukça iyi bir film. Cem Yılmaz' ın canlandırdığı Ayzek karakteri çok başarılı. Arabalı vapurda garsonluk yapan Ayzek' in, geminin sahibi olan firmanın değişmesi nedeniyle işini kaybetme korkusu ve başından geçenler anlatılıyor. Cem Yılmaz kesinlikle çok iyi bir oyuncu. İnsanların işsiz kalma korkusu ya da büyük baskı altında nasıl da farklılaştığını çok güzel bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca hak etmediği güç ve yetkilere sahip olan insanlardaki değişim de net bir şekilde ortaya konuyor.
Kaçamak
Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Can Yılmaz ve Necip Memili başrollerde oyunuyor. Kaçamak filmi 2 Arada filmine göre daha hafif bir film. 4 arkadaş eşlerine yalan söyleyerek hafta sonunda SPA detox oteline giderler. Tabi ki kaçamaktır asıl amaçları. İşin sonu uzaylılara kadar gider. Cem Yılmaz' ın uzay sevdası aşikar. Hafta sonu kaçamağını bile uzaya bağlıyor. Uzayın olduğu yerde yine Amerikalılar var. Film ince göndermelerle dolu. Dikkatli bir şekilde izlemek gerekiyor.
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!