6/23/2019

31 Mart 2019' da yapılan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sonuçlarında oluşan fark, Ak Parti yönetimi tarafından yeterli bulunmayınca çeşitli hamleler yapılmış fakat istenilen sonuca ulaşılamamıştı. Bunun üzerine YSK sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin yenilenmesi gibi garip ve toplumu ikna etmeyen bir karar aldı. İstanbul' lular bir kez daha sandık başına gitmek zorunda kaldı. 

23 Haziran' da yapılan seçimde 806.415 oy farkı ve % 9,22 yüzde farkıyla Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. Bir önceki seçimde 13.729 olan fark 2,5 ay gibi kısa bir sürede 806.415' e çıkmış oldu. Bu Ak Parti açısından büyük bir mağlubiyet anlamına geliyor. Aynı seçimi ikinci kez kaybetmiş oldular. Ekrem İmamoğlu ilk seçimi kazansaydı kazanan belediye başkanı olacakken ikinci kez kazanınca kahraman oldu. Binali Yıldırım saat 19:20' de yaptığı centilmence açıklamayla seçimi Ekrem İmamoğlu' nun kazandığını belirtti ve onu tebrik etti. İmamoğlu da tüm İstanbul' u kapsayıcı şekilde bir konuşma yaptı.
Fark Neden Arttı?
1) Bence bu seçimin sonucunu belirleyen birinci madde ekonomik kriz. Süleyman Demirel' in dediği gibi '' Tencerenin deviremeyeceği hükümet yoktur''. 1 yıldan fazladır süren ekonomik kriz insanların hükümetten umudunu kesmesine neden oldu. Bu sorunu çözeceklerine dair inancın kaybolmasını sağladı. Bu da sandığa yansıdı.
2) Ekrem İmamoğlu' nun samimi, sevecen ve kucaklayıcı hali seçmende karşılık buldu. Kullandığı yapıcı dil yıllardır kavgadan bıkmış seçmen için bulunmaz nimetti. 31 Mart seçiminin iptal edilmesinin hemen ardından teşkilatı ve seçmeni ayağa kaldırıp seçim süreci boyunca motive etti. 
3) Seçimin iptali kararı toplumu ikna etmedi. İmamoğlu' nun mağdur olduğu algısı oluştu daha çok. Ak Parti tarafının yaptığı oyların çalındığı gibi propagandalar hiç bir işe yaramadı.
4) Bu seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan son haftaya kadar sahaya çıkmadı. Adaylar arasında seçimin yapılması istendi. Bu yarışta İmamoğlu daha aktifti ve öne geçti. Bu durum ortaya çıkmaya başlayınca içişleri bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan sahaya indi. Özellikle son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan sert bir propaganda yapmaya başladı. O sertleştikçe İmamoğlu oyunu daha çok arttırmaya başladı. Millet artık sert siyasetten bıkmıştı ama Ak Parti yöneticileri tehdit ve korkutma politikasına devam etti.
5) İsmail Küçükkaya' nın düzenlediği tartışma programında da Binali Yıldırım öne geçecek hamleyi yapamadı. Ekrem İmamoğlu da öne geçemedi ama tartışma programından sonra da önde olmayı sürdürdü. Binali Yıldırım' ın vadettiği indirimler, parasal yardımlar bile karşılık bulmadı.
6) Medyanın tamamı neredeyse hükümet yanlısı yayınlar yaptı. Ekrem İmamoğlu ve CHP aleyhine çok sert ve olumsuz yayınlar yaptılar. Seçmen bunlara hiç yüz vermedi. Kararlı bir şekilde sandığa gitti.
7) Ak Parti kanadından olmayacak hamleler geldi ve kaybın kesinleşmesini sağladı. Karadenizliler' e Pontus denmesi Karadenizli oylarını, Kürt ama onlar da insan sözü Kürt oylarını, Öcalan' ın mektubunun yayınlanması ve savunulması MHP oylarını kaybettirdi. 
8) Chp seçmeninin ve sandık görevlilerinin oylarına sahip çıkması. Seçmenlerin tatillerini yarıda kesip oyunu kullanmak için gelmesi, sandık görevlilerinin son ana kadar oyları koruması, CHP' nin oyları kendi sisteminde sayması oy kaybının önüne geçti. 
9) Hükümetin genel yönetimi, lüks tüketim, israf,  partili olmayanların dışlanması, Suriyeli meselesi gibi konularda hükümete mesaj verildi.

5/23/2019

Çocuk gibi olmak diye bir tabir vardır. Genelde insanları eleştirmek için kullanılır. Olayların ciddiyetinin farkında olmadığı düşünülen insanlara söylenir. Peki çocuk gibi olmak kötü bir şey midir? Kişisel gelişim için önerilen pek çok davranış şekli çocukların uyguladıkları davranış şekilleridir.  Çocuk gibi olanlar ne yapar ya da çocuklar nasıl davranır?
1) Anı Yaşarlar: Çocuklar o an ne yapıyorlarsa ona konsantre olurlar. Oyun oynarken daha önce başlarına gelmiş bir olayı kafaya takıp oyunun keyfini kaçırmazlar büyükler gibi. Büyükler güzel bir ortamda bile kafaca orada olmayıp başka dertlere odaklanıp anın keyfini çıkartamazlar.
2) Enerji doludurlar: Yorulmak nedir bilmezler. Büyükler ise adım atmadan önce ne kadar yorgun olduklarını düşünür ve adım atmaya üşenirler. 
3) Öğrenmeye açıktırlar: Çocuklar sürekli yeni bir şey öğrenmek isterler. Hayatın sürekli değiştiği ve geliştiği ortadayken büyükler yeni şeyler öğrenmeye o kadar istekli değillerdir. Mevcut bilgileriyle hayatı geçirmek isterler. Bu da yerlerinde saymalarına ve geri kalmalarına yol açar. 
4) Denemekten vazgeçmezler: Çocuklar sürekli denerler. Denemekten vazgeçmezler ve yılmazlar. Bir yere tırmanırken başarmazlarsa başarana kadar denerler. Büyükler ise başarısız olunca hemen vaz geçerler ve neden başarısız olduklarıyla ilgili bahaneler üretirler. 
5) Hayal güçleri geniştir: Çocuklar çok güzel hayaller kurarlar. Hayal dünyaları çok geniştir. Büyükler ise küçücük bir dünyaya sıkışıp güvenli bir şekilde yaşamak isterler. 
6) Uykuları gelince kafalarını koyup uyurlar: Çok güzel bir özelliktir bu. Çocuklar pilleri bitince kafalarını koydukları gibi uykuya dalarlar. Büyükler ise yattığı yerden çözemeyecekleri problemleri düşünüp düşünüp yatakta döner dururlar. Güzel bir uyku uyuyamadıkları için sorunları çözecek gücü toplayamazlar.
7) Başkalarının dediğini önemsemezler: Çocuklar başkası ne der diye düşünmezler. Kafalarına koydukları şeye odaklanırlar ve onu gerçekleştirmek için her yolu denerler. Büyükler ise başkalarının ne dediğini düşünüp adım atmaktan kaçınırlar.
8) Kolayca mutlu olurlar: Mutsuz bir çocuğa küçük bir oyuncak verince ya da onunla oyun oynayınca her şeyi unutup mutlu olurlar. Büyüklerin mutluluğu ise koşulludur. Onlar hemen mutlu olamazlar. Onların ''ama'' ları çoktur. Mutluluğun keyfini çıkartacaklarını mutsuz olmak için bahaneler ararlar. Manga grubunun şarkısında söylediği gibi '' Yaşamak için bir neden ararken ölmek için bulursun '' felsefesiyle yaşayıp olumsuzluğa odaklanırlar.
9) Kin tutmazlar: Kin çok yorucu bir şeydir. Çocuklar kendilerini üzen kişilere kin tutmazlar. Eğer o kişiler gönüllerini de alırlarsa tamamen unuturlar. Ama büyükler yapılan yanlışı asla unutmazlar ve kin duygusunun üstlerinde taşıyıp yük ederler kendilerine. Manga grubunun şarkısında söylediği gibi ''Yaşamak için bir neden ararken ölmek için bulursun'' felsefesiyle yaşayıp olumsuzluğa odaklanırlar.

5/18/2019

Tecrübe denince aklımıza ne gelir? Genelde olumlu çağrışım yapar tecrübe. Tecrübe bir konuda zamanla elde edilen bilgi birikimi demektir. Yani her hangi bir konu üzerinde belirli bir zaman geçirmiş olmak ve uzmanlaşmak anlamına geliyor. Tecrübe aslında o işte uzun zaman geçirmekten ziyade, geçmişte başına gelen olumlu olumsuz olaylardan bir şeyler öğrenip, bu öğretilere göre iş yapış şeklini güncellemek demektir.
İş hayatı da tecrübeli insanları tercih ediyor. Bunun sebebi tecrübeli insanların süreçleri bilmesi, sektöre hakim olmaları, meydana gelebilecek olumlu ve olumsuz durumlar  hakkında ne yapacaklarını bilmeleri, yeni durumlara daha kolay adapte olmalarıdır. Bunlar tecrübenin olumlu yanları. Bir de tecrübenin olumsuz yanlarına bakmak gerekiyor. Tecrübeli insanlar uzmanlaştıkları konuda geri bildirimlere kapalı olabiliyorlar. Kendi bildikleri yöntem dışında yöntemleri kabul etmeyebiliyorlar. Rutinleşip gelişime karşı olabiliyorlar. Bildik yöntemleri daha güvenli buldukları için yeniyi denemeye sıcak bakmayabiliyorlar. En iyisini kendilerinin bildiklerini düşünebiliyorlar. Bu da rehavet ve işletme körlüğünü beraberinde getirebiliyor. Bu yüzden de hata yapmaya açık oluyorlar. Tecrübe tevazuyu değil kibiri beraberinde getiriyor. Enka Holding' in kurucusu Şarık Tara tecrübeye inanmadığını söylüyor. Sebebi de tecrübenin insanı kısıtlaması ve vizyonunu kapatması. Yaratıcı olmanın ve yenilikleri takip etmenin tecrübeden daha önemli olduğuna inanıyor.
Hangi Tecrübe
Tabi ki gelişime kapalı, kendi bildiğinden başka bir şeyi kabul etmeyen, kibirli, hantal tecrübe değil. Dinamik, gelişime açık, geri dönüşleri dinleyen ve değerlendiren tecrübe. Hayatın sürekli geliştiği ve yenilendiği dünyada tecrübenin yerinde sayması düşünülemez. Zamana uyum sağlayabilen ve gelişen tecrübe en makbul olanı. Böyle tecrübeli çalışan da en makbul çalışan olur dolayısıyla. Bernard Shaw' un dediği gibi '' Deneyimden daha güçlü bir öğretmen yoktur; ama öğrenme isteği bulunmadıkça deneyimden bir şey öğrenilemez.''

5/11/2019

Dünya seyahati pek çok kişinin hayali. Rotasız Seyyah Mehmet Genç de bu hayalini gerçekleştirmek için iyi sayılacak işini bırakıp neredeyse gözü kara denebilecek bir hamle yapıyor. Çalıştığı firmanın iş için Tayvan' a göndermesi sonucunda içindeki gezgini keşfediyor ve freelance fotoğrafçılık yapıp gezmek için işinden istifa ediyor. Gezmek için çok paraya ve iyi derecede yabancı dil bilmeye gerek olmadığını savunuyor ve bunu ispat edercesine dünyayı dolaşıyor. Ama yine de parasız bu işin yapılamayacağını vurguluyor.  
Gezmeye ilk başladığı dönemlerde yüzün üzerinde firmayla sponsorluk için görüşüyor ama olumu yanıt alamıyor. Ama pes etmiyor. Tayland, Filipinler, Meksika, Venezuella, Amazon, Guatemala, Panama, Kolombiya, Honduras gezilerini bu kitapta anlatıyor. Yazarın samimi bir dili var ve bu da kitabı keyifle okumanızı sağlıyor. Zaten kendisi de samimi ve iyi niyetli olursanız açamayacağınız kapı yok diyor. Bu sayede gidilmesi çok zor olan, yerli kabilelerinin yaşadığı bölgelere gidebiliyor. Kitabın formatı, gidilen ülkelerin ya da bölgelerin tarihi turistik yerlerinin tanıtımından ziyade daha ücra köşelerin anlatılması ve Mehmet Genç' in başından geçen maceralardan oluşuyor. Kitapta ucuza konaklama, ucuza seyahat gibi tüyolar da veriliyor. Kitabın sonundaki turistlerin memleketlerine göre analizleri ve pratik tüyolar çok keyifli.Mehmet Genç Couhchsurfing sistemi sayesinde konaklamalarını yapıyor. Bu sistemde kayıtlı kişilerin evlerinde ücretsiz misafir olabiliyorsunuz. Diğer bir konaklama yöntemi de hostellerde başka kişilerle beraber aynı odada kalmak. Oldukça ucuz bir konaklama yöntemi olan hostelde konforun da çok düşük olacağı aşikar.
Kitapta Mehmet Genç' in 60 tane gezi macerası var. 10 tanesinin altında QR kodu bulunuyor. Burada bulunan barkodu akıllı telefonunuza okuttuğunuzda, o bölümle ilgili çekilen fotoğrafları ve videoyu internetten izleyebiliyorsunuz. Kitap kuşe kağıda baskılı ve resim kalitesi çok iyi. 

4/28/2019

Son yıllarda memleket insanına bir haller oldu. Siyasetten spora pek çok alanda ortadan ikiye bölünmüş durumdayız. Birinin ak dediğine diğeri kara demek zorundaymış gibi davranılıyor. Tartışma programlarında, belirgin bir şekilde ortada olan bir durum varken, o görüşe karşı olanlar bin dereden su getirerek gözümüzle gördüğümüz bir şeyi başka bir şeymiş gibi anlatmaya uğraşıyorlar. 
Ait oldukları parti ya da görüşün ileri gelenleri nasıl düşünür deyip öyle düşünüp öyle konuşuyorlar. Sanki kendi fikirleri yokmuş gibi. Doğruluk, adalet, hak teslim etme, vicdan gibi kavramlar kaybolmuş. Adeta robota dönüşmüş insanlar. Programlanmış gibi aynı şekilde davranıyorlar. Zaten programlarda gruplar ikiye ayrılıyor. İki taraf da Nuh diyor peygamber demiyorlar. Sıkıştıklarında geçmiş zamanda da şöyle olmuştu, sizinkiler böyle yapmıştı diyorlar. Geçmişte yapılan yanlış günümüzde yapılan yanlışı doğrulamıyor ki. O zaman yanlışsa bugün de yanlıştır. Objektif bir şekilde değerlendirme yapanlar programlara davet edilmiyorlar. Medya da bu kutuplaşmadan memnun olmalı ki bu tür bölünmeye çanak tutuyor. 
Sporun Amigoları
Benzer durum spor programlarında da yaşanıyor. Eskiden amigolar tribünde olurlardı. Şimdi ekranlara yayılmış durumdalar. Amigo spor muhabirleri, amigo yorumcular ve gazetecilerle dolu spor programları. Tuttukları takımı korumak adına yanlı, objektiflikten uzak yorumlar yapıyorlar. Aslında böyle davranarak taraftarı oldukları kulüplerine de büyük haksızlık edip zarar veriyorlar. Kulüp tarihinde övündükleri sembol olmuş isimler centilmenlikleriyle anılırken, yeni nesil yorumcu, gazeteci, muhabir grubu yanlı davranışlarıyla onların kemiklerini sızlatıyorlar. Ayrıca sporun birleştirici olma özelliğini ortadan kaldırıp düşmanlıklar oluşmasına yardımcı oluyorlar. 
Zıt Kutuplar
Fizikte zıt kutuplar biri birini çeker ama geri kalan alanlarda biri birini itiyor. Hem de iyice uzaklaştırıyor. Neredeyse herkes düşman olacak. Her kesin aklını başına alıp kendisine çeki düzen vermesi lazım. Vicdan ve dürüstlük gibi değerler hatırlanıp ona göre davranılmalı. Gelecekte oluşacak büyük tatsızlıkların alt yapısını oluşturduklarının farkına varmalılar. 

4/11/2019

Pers dilinde '' Güzel Atlar Ülkesi'' anlamına gelen Kapadokya sıradışı güzelliğiyle insanları büyülüyor. Kapadokya bölgesi 1985 yılında Dünya Mirası Listesi' nde yer almış. Ürgüp, Göreme, Avanos, Ihlara Vadisi, Paşabağ, Zelve , Uçhisar, Ortahisar, Kaymaklı, Derinkuyu gibi yerleri kapsayan bölge Kapadokya olarak anılıyor. Kapadokya' yı her yıl ortalama 2 milyon kişi ziyaret ediyor. Ayrıca balonları da meşhur bu bölgenin. Ama balonların uçabilmesi için havanın ve rüzgarın uygun olması gerekiyor. Rüzgar hızının 11 km yi geçmemesi gerekiyor. Bizim gittiğimiz zaman hava muhalefetinden dolayı uçuş yoktu. Yılın 300 günü hava şartları uçuşa uygun oluyor. Fiyatları kişi başı 120- 130 Euro civarında. Uçhisar ve Göreme' den uçuşlar yapılıyor. Uçuşa katılınmasa bile balonları seyretmek için Göreme' de konaklamak daha mantıklı. Bölgede çok sayıda gezilecek yer olduğu için müzekart almak çok daha hesaplı olur. 
Üç Güzeller

Asmalı Konak 
Yoğun ilgi gören yerlerden. Nostalji yaşamak isteyenler için içeride televizyonda Asmalı Konak dizisi yayınlanıyor.

Seymen Ağa'nın odasına giden merdivenler

Uçhisar Kalesi

Uçhisar Kalesi Kapadokya' yı kuşbakışı seyredebileceğiniz, bölgenin en yüksek noktası

Turasan Şarap Evi 
1943 yılından beri faaliyette olan Turasan' da şarap tadımı yapıp satın alabiliyorsunuz. Ayrıca üretim tesisini de ziyarete edebiliyorsunuz.

Alfina Cave Hotel Ürgüp
Bölgede çok sayıda mağara otel var. Bu otellerin fiyatları bina otellere göre daha pahalı ama bölgenin keyfini çıkartmak için mutlaka mağara otellerde kalınmalı. Biz Alfina Cave Hotel' de konakladık. 

Mağara otelin içi

Göreme Açık Hava Müzesi
Mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer. Kaya içine oyulmuş kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve yaşam alanlarından oluşuyor. Kayseri Piskoposu Aziz Basil tarafından 4. yy. da dini eğitim ve düşünce merkezi olarak kurdurulmuş. 

Göreme Açık Hava Müzesi' ne günde 5-6 bin ziyaretçi geliyor

Jeolojik zamanlardaki aktif volkanların lavlarının zaman içerisinde seller ve rüzgarlarla şekillenmesi

Azize Catherine Şapeli

Pantokrator Kilisesi

Yılanlı Kilise

Göreme açık hava müzesinde yer alan bu kiliselerin haricinde Elmalı Kilise, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise de bulunuyor. Bu kiliselerde freskler, motifler ve figürler çok daha fazla. Buralarda fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Her mağarada ufo sobalarıyla bir görevli bulunuyor:)

Paşabağ Vadisi ve Zelve Vadisi Peri Bacaları' nın en yoğun bulunduğu yerler

Avanos
Çömlek atölyelerinin ve hediyelik eşyaların bulunduğu bölge. Çanakçılık ve seramik sanatının tarihi süreçteki gelişimini anlatan dünyanın ilk ve tek yeraltı seramik müzesi Güray Müze, Peri Bacaları' nın çok sayıda bulunduğu Paşabağ ve Zelve Vadisi, Vaftizci Yahya Kilisesi' nin yer aldığı Çavuşin, Derayamanlı Kilisesi, Güllüdere Kilisesi gibi pek çok önemli yer Avanos' ta yer alıyor.

4/01/2019

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' nin ilk  yerel seçimi olan 31 Mart 2019 yerel seçimleri büyük sürprizlerle sonuçlandı. Cumhur İttifakı'yla Millet İttifakı' nın yarıştığı seçimlerde her iki grup da kendisini başarılı sayabilir. Toplam oy oranlarına bakıldığında Cumhur İttifakı % 51,63 oy alırken Millet İttifakı % 37,55 oy aldı. Burada Cumhur İttifakı başarılı görünüyor. Ama belediye başkanlıklarının kazanıldığı illere bakılırsa Millet İttifakı önemli bir zafer elde etmiş görünüyor. Tabi ki yapılacak itirazlar İstanbul gibi çok az farkla biten yerlerin kazananını değiştirebilir. Bu seçimde sert ve ayrıştırıcı söylemin seçmenden tepki gördüğü, ılımlı yaklaşımın daha çok tercih edildiği görüldü. Seçime katılım oranı % 84,67 oldu. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' yle koalisyonların ortadan kalkacağı söyleniyordu. Görünen o ki yeni sistemde koalisyonlar seçimden sonra değil, seçimden önce yapılmaya başlandı.
AKP
39 ilde seçim kazandı. Genel olarak bakıldığında Cumhur İttifakı bu seçimi yerel seçimden çıkartıp genel seçim havasına soktu. Beka sorunu üzerinden siyaset yaptı. Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan 59 il ve 43 ilçede toplam 102 miting yaparak adayların önüne geçti. Projelerden çok rakipler konuşuldu. Oldukça sert söylemlerde bulunuldu. Hakaret ve tehdite kadar giden sözler söylendi, kalpler kırıldı. Bu davranışlar herkesin cumhurbaşkanı olacağım söylemini geçersiz kılmış oldu. Ama bu davranış seçmeni de rahatsız etti ve bu da sonuçlara yansıdı. 

CHP
25 yıldır AKP ve muhafazakar sağ tarafından yönetilen İstanbul ve Ankara dahil olmak üzere, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Hatay ve Eskişehir gibi önde gelen büyük iller dahil 21 ilde kazandı. Son yıllardaki seçimlerde büyük oranda kayıp yaşayan CHP için büyük bir zafer bu. Tabi İYİ Parti' nin desteği ve Kürt seçmenin bir kısmının oylarının katkısı da bu sonuçta önemli bir faktör oldu. Ama asıl önemli faktör doğru adayların belirlenmesi ve doğru bir seçim stratejisinin uygulanması. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi sağ seçmenden de oy alabilecek adaylar sandıkta karşılık buldu. Ekonomik krizle birlikte AKP' nin sert ve ayrıştırıcı söylemleri seçmen üzerinde CHP lehine bir etki yarattı. Oy kullanmak istemeyen CHP seçmeni de sandığa gitti. 

İYİ Parti
Herhangi bir ilde belediye başkanlığı kazanamamasına rağmen seçimin galibini belirleyen parti oldu. Millet İttifakı' yla uyumlu bir şekilde çalışarak CHP' ye önemli bir destek verdi. Ak Parti ve MHP' de kritik oy kayıplarına yol açtı. CHP' ye tek başına oy vermeyecek milliyetçi ve muhafazakar seçmenin oylarının Cumhur İttifakı' ndan Millet İttifakı' na dönmesini sağlayacak bir alternatif yarattı. Mersin' de İYİ Parti adayı Burhanettin Kocamaz' ın, kendisi seçime katılamamasına rağmen desteklediği Ayfer Yılmaz % 12 oy aldı. Bu oylar hem Mersin' de Cumhur İttifakı' nın adayı Hamit Tuna' nın hem de Tarsus MHP adayı Şevket Can' ın seçimi kaybetmesine neden oldu. Amiyane tabirle Burhanettin Kocamaz giderken Hamit Tuna' yı ve Şevket Can' ı da yanında götürdü. Ayrıca Burhanettin Kocamaz' a oy vermeyi düşünen bir kesim onun seçime katılamamasıyla CHP adayı Vahap Seçer' yöneldi. 

MHP
Beka söylemleri AKP' den çok MHP' ye yaradı. Milliyetçi oylardaki artış MHP' nin oylarına yansıdı. 11 ilde belediye kazanan MHP açısından da başarılı denilebilecek bir seçim oldu.

HDP
8 ilde belediye kazanabilen HDP bu seçimin kaybedeni oldu denilebilir. Batıdaki büyük şehirlerde aday çıkartmayarak CHP' ye örtülü destek verdi. Kürt seçmenin ağırlıklı olduğu Şırnak, Bitlis, Muş ve Bingöl' de AKP' ye kaybetti. Bunda HDP' nin son dönemlerde ivme kaybetmesiyle birlikte kayyumların bu bölgelerdeki olumlu çalışmaları etkili oldu. Tunceli' de ise Komünist Parti' ye kaybetti.

Komünist Parti
Seçimin en çok dikkat çeken sonuçlarından biri Tunceli' den geldi. Fatih Mehmet Maçoğlu HDP' ye rağmen kazandı. Ovacık Belediye Başkanlığı döneminde Ovacık' ta yetiştirdiği ürünlerle bilinen bir isim olan ''Komünist Başkan'' galibiyetiyle pek çok kesimin sempatisini kazandı. Şimdi Ovacık' tan daha büyük bir ölçekte olan Tunceli' yi Komünist sistemle nasıl yöneteceği merak konusu.
Şimdi önümüzde 4,5 sene seçim görünmüyor. Umarım bu süre içerisinde bir erken seçim yapılmaz ve insanlar normal hayatlarına dönerler. Seçim dönemindeki kutuplaşma da ortadan kalkar.

3/25/2019

SUPERCAM ile Sevdiklerinize Gözünüz Gibi Bakın

Teknolojilerle deyimler çok bağlantılı aslında. Mesela “gözün gibi bak”. Ne güzel bir deyim değil mi? Bir şeyin ne kadar değerli olduğunu göstermek için söylenir. Eski zamanlarda önemsediği şeylerden ayrılmak zorunda kalan insanlara güven vermek için.

Zaman ilerlese de ihtiyaçlar değişmiyor. Deyimler ve ihtiyaçlar da teknoloji ile birlikte yeni anlamlar kazanıyor.
Gözün gibi bak deyimi için de başka bir çözüm var artık. Yeni bir teknoloji: Supercam

Supercam evini, işini, evcil hayvanını, bebeğini… insanın önemsediği ne varsa gözü gibi bakabilmesi için yapılmış bir hizmet. Lifecell’in sunduğu güvenlik hizmeti Supercam ile kamera sistemlerinizden evinizi mobil uygulama sayesinde izleyebiliyor, geriye dönük kayıtlarınıza ulaşabiliyorsunuz. Çift taraflı konuşma özelliği ile cihaz üzerinden iletişim kurabiliyor, davetsiz misafirler için alarm alanı oluşturabiliyorsun. Tüm bu özellikleri ile gerçekten sevdiklerine gözün gibi bakabiliyorsun.

Üstelik bu teknolojiyi Lifecell’liler ve Turkcell’liler avantajlı şekilde kullanıyor. Supercam ile birlikte uygulama içinde kullanabilecekleri 5 GB internet de beraberinde geliyor.

Supercam’in paket özelliklerini gözden geçirin, avantajlı fırsatları kullanın, siz de sevdiklerinize gözünüz gibi bakın.

Akıllı Paket: 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma özelliklerinin kullanılabildiği paket.

Bulut Paketi (7 veya 30 gün): 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma ve 7 gün veya 30 gün geriye sarma özelliklerinin kullanılabildiği paket.

Not: Supercam, ücretsiz kurulum, 7/24 destek hizmeti, gece gündüz 1080p (HD) çözünürlüğünde izleme imkanı, alarm alanında hareket olması durumunda telefonuna anında bildirim gönderme ve video klip oluşturup paylaşma özellikleri ile birlikte kullanılabilmektedir.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3/23/2019

Hayat kolay değil. Sürekli mücadele etmek gerekiyor. Dalgalı bir denizde yüzmek gibi. Kendimizi dalgalara bırakırsak nereye sürükleneceğimiz belli değil. Batmamak için ya da istediğimiz istikamette gidebilmemiz için çabalamaya devam etmemiz gerekiyor. Tabi bunun için iyi yüzebilmek, güçlü ve dayanıklı yani donanımlı olmak gerekiyor. 
Donanımlı olmak için hayat boyu çaba göstermemiz gerekiyor. Okulda başarılı olmak için, istediğimiz iyi bir üniversiteye girebilmek için, mezun olunca iyi bir işe girebilmek için ve o işte başarılı olup çalışmaya devam edebilmek için. Üniversiteye gidemesek bile bir meslek öğrenip o meslekte başarılı olabilmek için. Aslında hayatta kalabilmek için. 
Engeller ve Bahaneler
İstediğimiz hedeflere ulaşmak tabi ki kolay değil. Pek çok engel var önümüzde. Maddi imkansızlıklar, bulunduğumuz şehrin imkanlarının kısıtlı olması, kapasitemizin hırsımızdan az olması, gelişimimizi engelleyen bir çevrede olmamız. Zaten hayattaki yarış adil bir yarış değil. Herkes aynı koşullarda başlamıyor hayata. Ama bunları gayret göstererek ve çok çalışarak aşabiliriz. Pek çok olumlu örnek var önümüzde. Ama aşmakta en çok zorlanacağımız engel kendimiziz. Kendi önümüzde duruyoruz adeta. Bahanelerimizin arkasına sığınarak. Friedrich Nietzche' nin dediğine kulak vermek gerekiyor burada: '' İlerlemek mi istiyorsun? Kendi önünden çekil o zaman''. 
Bir Yolu Vardır
Kitap okumaya vaktimiz yoktur ama sosyal medyaya ve televizyon izlemeye harcadığımız zamandan kısabiliriz. 
Seyahat etmeye bütçemiz yetmez deriz ama çok uygun fiyatlı ve taksitli ulaşım ve konaklama seçenekleri vardır.
Eğitim almaya da vaktimiz yoktur. Çünkü işlerimiz çok yoğundur. Oysa ki eğitimle kendimizi geliştirsek işlerimizi daha verimli yapabiliriz.
Örnekler uzar gider ama sonuç değişmez. Kendi gelişimimiz için engel kendimiziz. Kendi önümüzden çekilirsek yol alırız.  

3/16/2019

Yılmaz Erdoğan' ın Organize İşler filmine gönderme yaparak soralım. Şimdi bizim kafamızda 2 tane soru var işareti var:
1) Seçim nedir?
2) Neden yapılır?
Normalde seçim, belirli periyotlarda yapılan, başarılı performans gösterenlerin tekrar seçilmesini sağlayan, başarılı olamayanların ise görevini daha iyi yapabilecek kişilere devrettiği bir mekanizmadır. Ayrıca seçim olması, seçilmiş insanların görevde kalabilmek için daha iyi çalışmasını sağlayan bir motivasyon aracıdır.
 
Ülkemizde Seçim Halleri
Maalesef ülkemizin seçim atmosferi çok farklı. Neredeyse her sene yapılan seçimlerde adaylar yapacakları icraatları anlatmaktan çok, rakiplerinin ne kadar kötü, başarısız, tehlikeli olduklarını anlatıyorlar. Adayların kökeninden girip 30 sene önce neler yaptıklarına kadar giden sicil taraması da yapılıyor. Adaylar, seçmenlerin rakip adaylardan nefret etmesini sağlayacak kampanyalar yapıyorlar. Dolayısıyla halkta en kolay nefret hissi uyandıracak din ve milliyetçilik argümanları kullanılıyor. Bol miktarda da yalana başvuruluyor. Televizyon ekranlarında parti sözcüsü gibi davranan gazeteci, öğretim üyesi vb konukların tarzları ve yaklaşımları yerlerde sürünüyor. Programı izleyen vatandaş da koskoca profesör yalan söyleyecek değil ya deyip söylenenlere inanıyor. Sonra rakip adaydan ve ona oy verenlerden nefret etmeye başlıyor. Ama unutuyor ki adam profesör ama koskoca değil. Asıl büyük problem, seçimden geçinen bu insanların, siyasetçilerin, gazetecilerin, yorumcuların ektikleri nefret tohumları seçim bitince ortadan kaybolmayacak olması. Filizlenerek büyüyecek, kamplaşma ve çatışmaları getirecek. Günlük hesap yapanları da huzursuz edecek ortamların oluşmasını sağlayacak. Demokrasinin sembolü olan seçimler, bizim ülkemizde demokrasiyi zedeleyen oluşma dönüştü. Keşke seçim olmasa da insanlar kutuplaşıp biri birinden nefret eder hale gelmesi. Varsın demokrasinin sembolü olmayıversin!!!
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!