9/11/2018

Resimli İstanbul Hatıralar ve Şehir kitabı, Orhan Pamuk' un çocukluğundan 22 yaşına kadar olan dönemini ve İstanbul' la kurduğu bağı anlatıyor. Orhan Pamuk 22 yaşına kadar ressam olmanın hayallerini kurarken, 22 yaşında romancı olmaya karar veriyor. Bu süre içerisinde gördüklerini, yaşadıklarını, okuduklarını ve hayallerini kitaba yansıyor.
Orhan Pamuk, kendi anıları haricinde Baudelaire, Nerval, Gautier, Flaubert ve Delacroix gibi yabancı yazarların İstanbul hakkındaki hatıralarıyla, '' Dört Hüzünlü Yazar'' diye tanımladığı Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Reşat Ekrem Koçu ve Abdülhak Şinasi Hisar' ın eserlerine de kitabında yer veriyor. Osmanlı sonrası Türkiye'nin batılılaşma çabasını ve hallerini de anlatıyor.
Bu kitap, Orhan Pamuk' un 2003 yılında yazdığı İstanbul: Hatıralar ve Şehir kitabının aynı metni olmakla birlikte, o kitapta bulunan 200 fotoğrafa 230 fotoğraf daha eklenmiş. Ayrıca kitabın boyutları da fotoğraf ve resimlerin duygusal etkisini ortaya çıkartmak için büyütülmüş. Ara Güler, Selahattin Giz, Cartier- Bresson, Aşil Samancı gibi önemli fotoğrafçıların arşivlerinde bulunan fotoğraflar kitapta yer alıyor. 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış olan Orhan Pamuk'  un kitapları biraz zor okunsa da bu kitabı oldukça akıcı bir dille yazılmış. İşte bazı bölümler:

'' Hayatın hüzünlü bir izdüşümü, şair için,hayatın kendisinden çekicidir.''

'' İstanbullulara, sokaklarda, park ve bahçelerde, dükkan ve eğlence yerlerinde, gemilerde, köprülerde, meydanlarda, tramvaylarda yaşama adap ve terbiyesi vermek. Padişahı, devleti, hükümeti, polisi, askeri, din büyüklerini, hatta bazen belediyeyi bile eleştirmek çok zor olduğu için okur yazar seçkinler, içlerindeki eleştiri ve öfke ateşini dökebilecekleri tek hedef olarak korunaksız ve kimliksiz insanları, şehir sokaklarında yürüyen, gezinen, işlerini gören tek tek İstanbulluları bulabiliyorlardı.''

'' Hem kişi olarak, hem de cemaat olarak hepimiz yabancıların, tanımadıklarımızın hakkımızda ne düşündüğü ile bir dereceye kadar dertleniriz. Bu dertlenme bize acı çektirecek, gerçek ile ilişkimizi bulandıracak, gerçeğin kendisinden daha önemli olacak boyutlara varırsa, bizim için sorunlu demektir. Batılı gözlerin şehrimde gördükleriyle benim ilişkim( pek çok İstanbullu gibi) sorunludur ve şehrin bir gözünü Batıya dikmiş bütün yazarları gibi benim de bu konularda kafam zaman zaman karışır.''

'' Batılı gezginlerin İstanbul hakkında yazdıklarının asıl acı verici yanı, bazıları çok parlak yazarlar olan bu gözlemcilerin şehrin ve İstanbulluların özelliği diye abartarak sözünü ettikleri şeylerin, kısa bir süre sonra İstanbul' dan  yok olduğunu fark etmektir. Çünkü, Batılı gözlemciler, İstanbul' da Batılı olmayan '' egzotik'' şeyleri görüp yazmayı seviyor, şehre hakim olmaya çalışan Batılılaşmacı hareket de bu özellikleri, kurumları, gelenekleri Batılı olmaya engel oluyor diye kısa sürede dağıtıp yok ediyor.''

9/01/2018

Son dönemlerde sıkça duyduğumuz bir tabir, aynı gemide olmak. Genellikle zor zamanlarda, zorlukların aşılması için güç birliği yapılıp, ortak hareket edilmesini sağlamak için kullanılır. Birlikten kuvvet doğacağı hatırlanır. Siyasi hayatta ve iş hayatında ihtiyaç olduğunda bir araya gelinmesi için yapılan bir çağrıdır. Bu çağrı bazen karşılık bulsa da bazen de karşılık bulmaz. 
Bu çağrı yapıldığında, çağrı yapılanların gözünün önünden bir film şeridi geçer. O filmde çağrı yapanların geçmişteki davranışları yer alır. Yani iyi durumda oldukları zamanlarındaki davranışları ve yaklaşımlarının muhasebesi yapılır. Bu muhasebenin sonucu artı çıkarsa çağrı karşılık bulur. Eksi çıkarsa çağrı karşılıksız kalır.
Siyasi Hayatta
Ülkenin bir gemi olduğunu var sayarsak, ülkeyi yönetenler bu geminin kaptanlarıdır. Sahip oldukları her türlü güç ve yetkiyle gemiyi istedikleri rotada götürebilirler. Ama bu gemide sadece kendileri yoktur. Kendilerinden farklı düşünenler de vardır ve bu gemi onların da vergileriyle yüzüyor. Onlar da geminin gittiği yöne doğru giderler mecburen. Zaten hiç bir ülkede herkes aynı görüşte olamaz. Dolayısıyla yönetenler de farklı görüşte olanları yok saymadan gemiyi kullanmalıdır. Gemi kayalıklara doğru giderken yapılan uyarıları, siz ne anlarsınız diyerek dikkate almazlarsa yani aynı gemide olduklarını unuturlarsa, zor zamanlarda da diğerleri aynı gemide olduklarını hatırlamazlar.
İş Hayatında
İş hayatı dalgalı bir deniz gibidir. İş hayatındaki geminin kaptanları da firma sahipleri ve üst düzey yöneticilerdir. Ama gemi tüm çalışanların katkısıyla yüzer. Denizin sakin olduğu zamanlarda gemiyi yönetmek daha kolaydır. Bu dönemlerde kazançlar da yüksek olur. Kazançların yüksek olduğu dönemlerde, çalışanların da gemide olduğu ve bu geminin beraber yüzdürüldüğü hatırlanıp, doğru paylaşımlar yapılırsa çalışanların firmaya bağlılıkları kuvvetlenir. Dalgalı günlerde bu kuvvetli bağ sayesinde geminin batması engellenir. Bu geminin kaptanı benim deyip iyi zamanda iyi olmazsanız, kazançları paylaşmazsanız aynı gemide olunduğu unutulur ve gemiden kaçışlar hızlanır. İyi zamanlarda ekilenlere göre zor günlerde hasat alınır.

8/28/2018

Uzuncaburç Antik Kenti, Mersin' in Silifke ilçesinin 30 km kuzeyinde yer alan Uzuncaburç beldesinde yer alıyor. Tarihi Olba Krallığı' nın ibadet yeri olan Uzuncaburç, M.S. 72 yılında Olba' dan ayrılarak Diocaesarea(Tanrı- İmparator Kenti) adıyla özerk ve kendi adına para basabilen bir siteye dönüşmüş.  M.Ö 3. yüzyıldan, M.S. 1. yüzyıla kadar 400 yıl bölgenin dini ve idari merkezi olmuş. Tarihi kent yaklaşık 12 dönümlük bir arazi üzerine kurularak sur ve koruma burçlarıyla çevrilmiş. Buradaki yapıların pek çoğu Roma döneminden kalmış. Bizans döneminin ardından Anadolu Türkleri şehrin sembolü olan yüksek burcun ismini vererek şehre Uzuncaburç demişler.
Daha Çok Değer Verilmeli
Bu tür tarihi yerlerin ortaya çıkartılması ve bakımlı hale getirilmesi çok önemli. Bunun gibi tarihi alanlarda kapıda bilet kesen görevliler mutlaka oluyor. Ama tarihi eserlerin önünde onları tanıtan bilgilendirme notları ya da el broşürleri yok maalesef. Biz dolaşırken bir adam yanımıza yaklaştı ve bize antik kentle ilgili bilgi vermeye başladı. Biz de onu görevli sandık ve memnun olduk. Ama adam oranın görevlisi değilmiş. Orada üzüm ve baharat satan bir satıcıymış. Yıllardır orada olduğu için bazı bilgiler edinmiş ve gezen insanlara bilgi verdikten sonra da tezgahına davet edip bir şeyler satmaya çalışıyor. Ayrıca tarihi yapılar korunaksız. Tarihi yapıların üzerine çıkıp fotoğraf çekiyorlar. Yol tabelalarının da yetersiz olduğunu söylemek gerekiyor. 2.500 yıllık tarihi olan bir yere daha çok değer verilmeli.
Zeus Tapınağı
Büyük İskender' in komutanlarından olan ve Suriye Krallığı' nın kurucusu Selefkos Nikator tarafından yaptırılmış.( M.Ö. 296- 280). Tapınak 5. yüzyılda kiliseye çevrilmiş.

Zeus Tapınağı

 Tören Kapısı
M.S. 1. yüzyılda yapılan kapıdan 7 metre yüksekliğinde 1 metre çapında 5 adet sütun ayakta kalmış.

 Antik Çeşme
Limonlu Çayı kaynağındaki Aksuvat' tan 36 kmlik su yoluyla bu çeşmeye su getiriliyormuş. Çeşmenin yapım tarihi M.S. 2. yüzyılın sonları.

Üzüm Hevenkli Sanduka
Kapağı kayıp olan sandık mezarın üzerindeki desenlerden, bu mezarda yatan kişinin soylu ve yüksek rütbeli bir Romalı olduğu tahmin ediliyor.

Zafer Kapısı 

 Şans Tapınağı
1. yüyılda yapılmış. 6 metre yüksekliğindeki yapıdan günümüze 5 granit sütun ulaşabilmiş.

 Tanrı Odası

 Sütunlu Cadde



 Tiyatro
Roma İmparatorları Marcus Aurelius(161-180) ile Lucius Verus'un (161-169) birlikte yönetimleri döneminde yapılmış.

 Tiyatro

Helenistik Kule
23 metre yüksekliğindeki kule, M.Ö. 3. yüzyılda yapılmış. Yöneticilerin yaşadığı bir mekan olduğu kadar şehir hazinesinin korunduğu güvenli bir yer olarak da kullanılıyormuş. Şehre ismini veren kule.

8/21/2018

Milyonfest Erdemli Festivali' nin ikincisi ,Mersin' in Erdemli ilçesinde bulunan Milyon Su Plajı' nda gerçekleştirildi. Oldukça kalabalık bir topluluğun izlediği festivalde 28 sanatçı yer aldı. Festivalin organizasyonu Umut Kuzey tarafından gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl 3 gün olan festival bu yıl 4 güne çıkartılmış.
Günübirlik katılımın haricinde kamp alanlarında çadır da kurulabiliyor. Bilet fiyatları günlük 50 TL, kombine 110 TL, kamp+ kombine 140 TL olarak belirlenmiş. Yeme içme alanları ve seyyar tuvaletler de kurulmuş. Yiyecekler oldukça uygun fiyatlı. Konserler 16:00 da başlayıp gece yarısına kadar sürüyor. Organizasyon iyi olmasına rağmen konser alanına girişte uzun kuyruklar olması olumsuz bir durumdu. İlk gün yüzlerce metreyi bulan kuyruklar vardı. Günlük bilet alıyorsanız her gün kuyruğa girmeniz gerekiyor. Kombine almak isterseniz de verdikleri bilekliği 4 gün boyunca çıkartamıyorsunuz. Bilekliği taktıktan sonra rahatça giriş çıkış yapabiliyorsunuz. Konser alanındaki ses sistemi gayet iyiydi. Özellikle Hayko Cepkin' i dinlerken ne kadar iyi bir ses sistemi olduğunu anlıyorsunuz:)       

Bir yandan konserler devam ederken konser alanının hemen yanında olan denize girebiliyorsunuz.

Konser alanı oldukça geniş bir plajda kurulmuş. Buna rağmen gece adım atacak yer kalmıyor.

Mor ve Ötesi

Yüzyüzeyken Konuşuruz

Pamela

Yiyecek İçecek Alanı

Çöplerin ortalık yere atılması ve hemen toplanmaması hoş olmayan görüntülerdendi. 
Ufak tefek aksaklıklara rağmen böyle güzel bir organizasyonu gerçekleştirenlere teşekkür etmek gerekiyor. 

8/06/2018

Kurultay partisi olan CHP' de her dönemde olduğu gibi bu dönemde de kurultay kavgası yaşanıyor. Kurultaya gitmek istemeyen mevcut yönetim ile Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce' nin öncülüğündeki muhalifler arasındaki mücadelede parti yönetimi şimdilik kazanmış görünüyor. Seçimli olağanüstü kurultay için 622 imza gerekiyor. Muhaliflerin topladığı geçerli imza sayısı parti yönetimine göre 569. 31 imza da geri çekilmiş. Bu yüksek sayıya rağmen yönetim kurultay kararı almıyor.  AKP yönetimini yıllar boyunca % 48' i yok saymakla itham eden CHP yönetimi kendi içerisindeki % 48 muhalefeti yok sayıyor. Demokrasiyi ağızlarından düşürmüyorlar ama kendi iktidarları söz konusu olunca tek adamlıktan ve otoriterlikten geri durmuyorlar. 
Samimiyet Sınavı
Biri birine neredeyse düşman olmuş iki grup arasından kurultayı kim kazanırsa kazansın kaybedenin CHP olacağı açık. Çok ciddi bir kamplaşma olduğu görülüyor partide. Daha 2 ay önce Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdikleri Muharrem İnce' yi istenmeyen adam ilan ettiler. Öyle olunca da sormazlar mı, partinin başına geçirmek istemediğiniz birini Cumhurbaşkanı adayı olarak neden gösteriyorsunuz diye. Zaten İnce' nin adaylığını açıklarken kullanılan dil ve hitap şekli '' Gel bakalım'' olunca çok da bir şey beklememek gerekir. Samimiyet sınavından kalmış oluyorlar böyle yaparak. 
İcraat Yapabilme Sınavı
CHP' li yöneticiler, belediye başkanları, milletvekilleri seçimlerin seçim günü kazanılacağını sanıyorlar. Seçim tarihi belli olduğunda reklam ve propaganda çalışmalarıyla iktidara gelebileceklerini düşünüyorlar. Özellikle yerel yönetimlerin, yönetim süreleri boyunca yeterli performansı gösterememeleri onlar ve parti için kötü bir referans oluyor. Yerel yönetimler özellikle CHP gibi uzun yıllardır iktidara gelemeyen partiler için icraat makamları. İktidara gelirlerse neler yapabileceklerini seçmene gösterebilecekleri bir fırsat. Burada başarılı olurlarsa seçmene karşı olumlu bir izlenim bırakıyorlar. Seçmen de verilen sözlere değil icraata bakıyor ve oyunu  ona göre veriyor. Muhalefet partisi oldukları için iktidarın olanaklarından faydalanamadıklarını, yeterli yatırım yapamadıklarını söyleyen pek çok partili var. Onların karşısına anti tez olarak CHP' li belediye olan Eskişehir ve Yılmaz Büyükerşen' in icraatları ortaya çıkıyor. Dolayısla diğerleri icraat yapabilme sınavından kalmış oluyorlar.
Tutarlılık Sınavı
CHP' nin iktidara karşı yaptığı en büyük eleştirilerden biri sanatçıları, sporcuları ya da vatandaşları siyasi görüşlerine göre kategorize etmeleridir. Muhalif sanatçıların iktidar belediyeleri tarafından konserlerinin iptal edilmesi ya da onlara iş verilmemesinden rahatsız oluyorlar. Ama CHP' li Silifke Belediyesi Fettah Can konserini iptal ediyor ve CHP' den hiç ses çıkmıyor. İptal sebebi Fettah Can' ın Zeytin Dalı Harekatına destek olmak için sınıra gitmesi. Böylece tutarlılık sınavından da kalmış oluyorlar.
Birlik Beraberlik Sınavı
Milletvekili ya da belediye başkanı olamayan partililerin parti lehine çalışmadıkları önceki seçimlerde defalarca görüldü. Parti içindeki grupların kendi grubundan olmayanlara destek vermemeleri partinin potansiyel gücünü azaltıyor. AKP gibi birlik içerisinde hareket eden organize bir partiye karşı kazanma şansları hiç kalmıyor. CHP birlik beraberlik sınavından da kalmış oluyor.
Karne Zamanı
Bir partinin karnesi seçimlerdir. Bu kadar sınavdan kalan CHP' nin karnesi nasıl olabilir ki?

7/27/2018

Abant Gölü, Bolu' nun 34 km güneybatısında Abant Dağları üzerinde bulunan bir krater ve birikinti gölüdür. 127 hektar alana sahip olan gölün denizden yüksekliği 1328 metre. Gölün çevresi 7 km uzunluğunda ve gölün en derin yeri 18 metre. Bolu- Ankara karayolundan Abant Gölü yol ayrımından çıktıktan 22 km sonra Abant Gölü' ne ulaşılıyor. Yollar iyi durumda ve tamamı asfalt. Abant Gölü' nün etrafında konaklamak için 3 adet otel bulunuyor. Büyük Abant Oteli, Abant Köşk Otel ve Taksim İnternational Abant Palace Otel. Göl yolunda daha uygun fiyatlı oteller de var. Ayrıca çok sayıda restoran bulunuyor. Gölün etrafında bulunan yürüyüş alanıyla bisiklet yolu temiz ve bakımlı. Bölgenin havası çok güzel. Temmuz ayında bile geceleyin pencereler açık yatarsanız üşürsünüz. Abant Gölü' nün harika bir doğası var. Sessiz, sakin ve huzurlu. Ağaca ve yeşilliğe doyuyorsunuz.
Taksim İnternational Abant Palace Otel' den göl manzarası

Gölün kenarı nilüferlerle dolu

Göle yakın platformlar

Poz vermeden olmaz

Sarıçam, karaçam, kayın, meşe, dişbudak, gürgen ve söğüt gibi pek çok ağaç türü mevcut.

Taksim İnternational Abant Palace Otel

Gölün etrafında piknik alanları bulunmakta. Hafta sonu buraların dolu olacağı kesin.

İsteyenler ücreti karşılığında ata da binebiliyorlar.

Gölün etrafını faytonla gezebiliyorsunuz. Küçük tur 40 TL, büyük tur 80 TL. Pazarlık yapılabiliyor.

Yöresel ürünler satılan pazar yeri

Göl alanına giriş ücret tarifesi (2018 yılı)

Giriş ve otopark alanı

7/18/2018

İş hayatında işini iyi yapmak ve başarılı olmak çok önemlidir. Çalışmaya devam edebilmek ve terfi alabilmek için önemli kriterler arasında yer alırlar. Ama tek başlarına yeterli olmazlar. İlişkiler de en az işi iyi yapmak kadar önemlidir. 
İş hayatımız boyunca dönem dönem ekonomik fırtınalarla karşılaşırız. Ekonomik kriz yaşanması durumunda personel çıkartma ilk akla gelen maliyet azaltma yöntemleri arasında yer alır. Bu tür fırtınalı günlerde iş hayatında hayatta kalabilmek kolay değildir. Tasarruf paketinin içerisine dahil olmamak için, iyi performansımızla birlikte ilişkilerimiz de devreye girer. Hatta daha düşük performans gösterdiği halde daha fazla sevilen personellerin daha avantajlı olduğu örnekler çokça görülür. Aynı şekilde terfi durumlarında da sadece iyi performansı yeterli kriter olarak görülmez. İyi performansla birlikte iyi ilişkiler kurabilmiş olanlar öne çıkarlar. 
Fıkra mı Gerçek mi?
''Genel müdür, öğle paydosunda yeni atandığı kurumun lokalinde fıkra anlatıyor, çevresindekiler de kahkalarla gülüyordu. Genel müdür, grupta, anlatılanlara kayıtsız kalan birini fark eder ve sorar: Sen neden gülmüyorsun, anlamadın mı espriyi? Aldığı cevap şöyledir: Ben sizin kurumunuzda çalışmıyorum.'' 
Aslında iş hayatında ilişkiler fıkrada anlatıldığı gibidir desek yanlış söylemiş olmayız. Çalışma yöntemini onaylamadığımız ve fikirlerine katılmadığımız, hatta sevmediğimiz üstlerimizle ilişkilerimiz genelde böyle oluyor. Hatta bizim bağlı olmadığımız üst düzey yöneticilerle bile ileride yollarımızı kesişebilir diye aramızı iyi tutmak zorunda kalıyoruz. İş dünyası her ne kadar profesyonel bir dünya olsa da içerisinde insan olduğu için ilişkiler önemli bir yer tutuyor.    

7/05/2018

Depeche Mode' nin ''Walking in my shoes'' isimli güzel bir şarkısı var. O şarkıda şöyle diyor Depeche Mode: ''Herhangi bir kanıya varmadan önce, benim ayakkabılarımla yürümeyi dene''. Başkaları hakkında kolayca hüküm verdiğimiz bir gerçek. Nasıl badireler atlattıklarını bilmeden ve bunu önemsemeden aklımıza geleni söyleyebiliyoruz. Kendi ayakkabılarımızla yürürken onların adımlarını yargılıyoruz.  
Bize yapıldığında çok kızdığımız bir davranış aslında bu. Yine de başkalarına böyle davranmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. Peki neden böyle yapıyoruz? Belki de bize iyi geliyordur başkalarını böyle yargılamak. Başkalarının eksikliklerini, hatalı olduğunu düşündüğümüz davranışlarını ön plana çıkartarak kendi eksikliklerimizin üstünü örtmeye çalışıyoruzdur muhtemelen. Ego tatmini de yapıyoruz aynı zamanda.
Herkesin Doğrusu En Doğru
Bizim doğrumuzun en doğru olduğunu da düşünüyoruz. Oysaki herkesin doğrusu en doğru. Yani herkesin kendisine göre bir bildiği var. Dalai Lama' nın güzel bir sözü var: '' İnsanlar mutluluğu bulmak için farklı yolları tercih edebilirler. Sizin yolunuzdan gitmemeleri, kayboldukları anlamına gelmez''. Fikrimizi soranlara onları yargılamadan fikrimizi söyleyebiliriz. Doğru bildiğimiz şeyleri anlatabiliriz isterlerse. Başka insanları anlamaya çalışmak, empati yapmak çaba gerektirir. Çoğu insan bunu yapmıyor zaten. Bunu yapamıyorsak bile en azından o insanlara saygı göstermeliyiz. İnsanları rahat bırakmak belki de en iyisi.

6/27/2018

2002 yılında yapılan ve AKP' nin zaferiyle sonuçlanan seçimlerden sonra neredeyse her yıl sandık önümüze konuldu. Bu defa da başkanlık ve milletvekilliği seçimi birlikte yapıldı. Kazanan her zamanki gibi AKP ve Tayyip Erdoğan oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan %52.38, Muharrem İnce %30.79, Selahattin Demirtaş %8.32, Meral Akşener %7.42, Temel Karamollaoğlu %0.9, Doğu Perinçek %0.2 oy aldı. 
Milletvekilliği seçimlerinde AKP % 42.5, CHP % 22.64, HDP % 11.7, MHP %11.1, İYİ Parti% 9.96 oy oranına ulaştı. Bu sonuçlara göre AKP meclisteki salt çoğunluğunu kaybetmiş oldu. Ama Cumhur ittifakı seçimin galibi oldu. Hükümet, iktidarın bütün gücünü ve medyayı kullanarak diğer partilere karşı önemli bir avantaj sağladı. Partilerin durumu ise şöyle:
AKP 
Ekonomik krizin belirgin olmasına ve AKP' nin yorgunluk belirtileri göstermesine rağmen Tayyip Erdoğan, MHP' nin desteğiyle zafere ulaştı. Tayyip Erdoğan partisinden 10 puan daha yüksek oy aldı. Seçmen, '' Reis iyi ama etrafındakiler kötü'' diyerek partiye daha az oy verdi. Ayrıca seçmen ekonomik krizin farkında olduğunu ve memleketi bu krizden Tayyip Erdoğan' ın çıkartacağını söyledi. Hükümetin seçim öncesinde ölçüsüzce verdiği vaatler, vergi afları ve emekliye dağıttığı ikramiyeler karşılığını bulmuş oldu. Millet bahçesi ve kıraathane vaatlerinin de halkta karşılığı olduğu görülmüş oldu. Sınır ötesi askeri hareketler, ABD, İsrail ve Avrupa Birliği ülkelerin karşı diplomasiden uzak '' atarlı'' diyaloglar da özellikle milliyetçi seçmenin ilgisini çekmiş. Sonuç olarak bir seçimde Tayyip Erdoğan varsa o seçimi kazanır tezi bir kez daha gerçek oldu. 
CHP
Kemal Kılıçdaroğlu' nun ''Sayın Muharrem İnce gel bakalım buraya'' diyip garip bir üslupla cumhurbaşkanı adayı olarak anons ettiği Muharrem İnce, % 25' e takılmış olan CHP' nin oylarını % 30 bandına taşımayı başardı. Kılıçdaroğlu' nun ve partinin yönetim kadrosunun Muharrem İnce' yi pek de içine sinmeden aday gösterdiği çok belli oluyordu. Yani İnce' nin asıl rakibi Tayyip Erdoğan' dan önce kendi partisiydi. Zaten seçimden sonra Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada bunu açıkça belli etti. Bu olumsuzluklara rağmen İnce müthiş bir performans gösterdi. Meydanları doldurdu, kavgadan uzak pozitif bir kampanya yürüttü. Seçmen de buna karşılık olarak İnce' ye partisinden 8 puan daha fazla oy verdi. Bu arada CHP seçmenin bir kısmı HDP' yi meclise sokmak için oyunu HDP' ye verdi. CHP varken HDP' nin sırtı yere gelmez. Şimdi CHP' de halkta karşılığı bulunan İnce' nin genel başkan olmasını isteyenler olacaktır. Ama partinin sahibi gibi davranan Kılıçdaroğlu ve ekibinin buna hiç niyeti olmadığı ortada. Kılıçdaroğlu seçimin kaybedeninin AKP olduğun söylüyor. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış misali yerel seçimlerde de partinin başında olacak. Fatih Portakal, İsmail Küçükkaya ve Yılmaz Özdil gibi muhalif gazetecilerin de seçimden sonra İnce' ye saldırıya geçmeleri tuhaf oldu. Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya' nın yeni döneme kendilerini hazırladıkları görülüyor. CHP' liler yine halka kızacaklardır AKP' ye oy verdiler diye. Ama halkın önceliklerinin farklı olduğunu kavrayana kadar seçimleri kaybetmeye devam edecekler.  
MHP
Bu seçimin asıl kazananı MHP. Erken seçim isteyerek ittifakın gücünü tekrar kazanmasını sağladı. Devlet Bahçeli siyasete yön veren önemli bir figür olduğunu gösterdi. MHP, İYİ Partinin %9.96 oy oranına rağmen %11.1 oy almayı başardı. AKP' nin salt çoğunluğu kaybetmesiyle birlikte önemli kanunları çıkartabilmek için MHP' nin kapısını çalacağı aşikar. Bu da önümüzdeki dönemde kilit partinin MHP olacağını ortaya koyuyor.
HDP
Demirtaş sert üslubunu seçim dönemlerinde iyice yumuşatıyor. Stand Up tadında esprilerle kampanyasını yürüterek sempati topluyor. Hapiste olmasına rağmen kemik seçmenin ve CHP' nin yardımıyla partisi meclise girdi. CHP olduğu sürece barajı aşmaya devam edecektir. HDP' nin bir diğer şansı da meclise girememesi halinde milletvekilliklerinin AKP' ye gidecek olması. Bu durum muhalefetin HDP' nin meclise girmesi için çaba harcamasını sağlıyor. İsmail Küçükkaya' nın HDP' nin oy oranlarını nasıl heyecanla takip ettiğini gördük. Seçimin bir diğer kazananı da HDP oldu.
İYİ Parti
Meral Akşener, Abdullah Gül çatı adayı formülüne karşı çıkarak önemli bir hamle yaptı. Bu kadar kısa bir sürede %9.96 oy aldı. Hem de medyada neredeyse hiç görünmemesine rağmen. İYİ Parti açısından da seçim iyi geçmiş oldu. Bu kadar kısa sürede Tayyip Erdoğan' ı devirebilmesi hayaldi zaten.    
Saadet Partisi
Muhafazakar oyları bu ortamda bile geri alamadı. Anlaşılan muhafazakarlar isteklerine AKP sayesinde ulaşabiliyorlar. Saadet Partisi tarih oldu diyebiliriz.      

6/08/2018

Fenerbahçe' nin tarihi kongresi yapıldı. 21.350 kongre üyesinin rekor katılımıyla gerçekleşen kongrede, Ali Koç 20.736 geçerli oyun 16.092' sini, Aziz Yıldırım ise 4.644' ünü aldı. Ali Koç' un getirdiği dip dalgası, Ertuğrul Özkök' ün de dediği gibi, tusunamiye dönüşüp Aziz Yıldırım' ın 20 yıllık iktidarına son verdi. Hem de yaygın medyanın Aziz Yıldırım' ı öne çıkarmasına ve Cumhurbaşkanı' nın Aziz Yıldırım' ı desteğini açıkça ilan etmesine rağmen. 
Aziz Yıldırım' ın Resmi
Aziz Yıldırım binlerce kongre üyesini kapıda karşılayıp tek tek ellerini sıktı. İnsan bu görüntüleri görünce üzülüyor. 66 yaşında olan ve 20 yıldır başkanlık yapan Aziz Yıldırım, kongre üyelerinden oy alabilmek için güneşin altında bu resmi veriyor. Aslında bu resim tam da Aziz Yıldırım' ı yansıtıyor. Yalnız, insanlarla mesafeli ve başına buyruk. Fenerbahçe başkanı böyle bir resmi verir mi demeden, sadece kazanmaya odaklı, kazanmak için her türlü yolu deneyen, kavga eden, yasaklar koyan, gerginliğiyle herkesi geren bir başkan portresi. Kongrede yaptığı konuşmada elini sıktığı kongre üyelerine karşı sert konuşmuş ve üstünüzdeki formayı ben yaptırdım diye bağırmıştı. Taraftarlar zaten gerginlikten ve başkanın bağırıp çağırmasından bıkmış. 20 yıllık büyük hizmetlerine karşın, gözünü kırpmadan Aziz Yıldırım' ı başkanlıktan indirdiler. O ise saygın bir şekilde çekilip herkesin sempatisini kazanmaktansa vuruşarak çekilmeyi tercih etti. Ali Koç' u veliahtım diye açıklamasına rağmen, Yargıtay kararının açıklanmaması yüzünden bir dönem daha başkan olmak istediğini söyledi. Yargıtayda aklanırsa 2011 sürecinde Fenerbahçe' ye zarar veren kişi ve kurumlara dava açacaktı. Yine, yeni ve yeniden bir kavga süreci başlayacaktı. Kavgadan bıkan taraftar- kongre üyeleri futbol maçına gitmediler ama oy kullanmak için stada gittiler. Hatta Amerika' dan bile oy kullanmak için gelenler oldu. Aziz Yıldırım artık Fenerbahçe' ye yük olmaya başlamıştı. Sportif başarısızlığın yanında 400 milyon € borç da sonunu getirdi. Taraftarlar kulübü bu sarmaldan Aziz Yıldırım' ın çıkartacağına inancını kaybetmişti. Aslında 2011 sürecinde taraftar Fenerbahçe başkanının arkasında durmuştu, Aziz Yıldırım' ın şahsının değil. O ise Fenerbahçe' yi kendisinden ibaret görmeye başlamıştı. Uzun yıllardır aynı kurumu yöneten kişilerde olduğu gibi kendisini kurumun sahibi olarak görmeye başlamıştı. 
Ali Koç Başkan Fenerbahçe Şampiyon
Ali Koç taraftarın çok sevdiği ve Fenerbahçe' nin kurtuluşu için umut olarak gördüğü bir isimdi. Müthiş bir ekip çalışmasıyla ve taraftarın desteğiyle, kavga ve hakaret etmeden Fenerbahçe' ye başkan oldu. Seçildikten sonra ilk işi Aziz Yıldırım' a saygı gösteren, hakkını teslim eden bir konuşma yapmak oldu. Başarılı olmasını sağlayan ekibini de sahneye davet edip tek tek teşekkür etti. Her şeyi ben yaptım diyen bir başkandan, ekibimizle kazandık diyen bir başkana geçiş yapmak büyük bir değişimin habercisi. Kulüpler birliğinin iftar yemeğine katılarak, Aziz Yıldırım' ın Kulüpler birliğine olan protestosunu sona erdirdi. Trabzonspor' a da  yakınlaşma mesajı gönderdi. Bu sayede kulüplerin ortak düşmanı Fenerbahçe' dir algısını yıkmak için adımlar atmış oldu. Ali Koç Fenerbahçe' ye başkan olduğu gece, Fenerbahçe taraftarının huzurlu uyumasını sağladı. Sabah uyandıklarında da bunun bir rüya olup olmadığını kendilerine sordurdu. Bu bile iyi ki Ali Koç Fenerbahçe başkanı oldu dedirtti. 
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!