3/25/2019

SUPERCAM ile Sevdiklerinize Gözünüz Gibi Bakın

Teknolojilerle deyimler çok bağlantılı aslında. Mesela “gözün gibi bak”. Ne güzel bir deyim değil mi? Bir şeyin ne kadar değerli olduğunu göstermek için söylenir. Eski zamanlarda önemsediği şeylerden ayrılmak zorunda kalan insanlara güven vermek için.

Zaman ilerlese de ihtiyaçlar değişmiyor. Deyimler ve ihtiyaçlar da teknoloji ile birlikte yeni anlamlar kazanıyor.
Gözün gibi bak deyimi için de başka bir çözüm var artık. Yeni bir teknoloji: Supercam

Supercam evini, işini, evcil hayvanını, bebeğini… insanın önemsediği ne varsa gözü gibi bakabilmesi için yapılmış bir hizmet. Lifecell’in sunduğu güvenlik hizmeti Supercam ile kamera sistemlerinizden evinizi mobil uygulama sayesinde izleyebiliyor, geriye dönük kayıtlarınıza ulaşabiliyorsunuz. Çift taraflı konuşma özelliği ile cihaz üzerinden iletişim kurabiliyor, davetsiz misafirler için alarm alanı oluşturabiliyorsun. Tüm bu özellikleri ile gerçekten sevdiklerine gözün gibi bakabiliyorsun.

Üstelik bu teknolojiyi Lifecell’liler ve Turkcell’liler avantajlı şekilde kullanıyor. Supercam ile birlikte uygulama içinde kullanabilecekleri 5 GB internet de beraberinde geliyor.

Supercam’in paket özelliklerini gözden geçirin, avantajlı fırsatları kullanın, siz de sevdiklerinize gözünüz gibi bakın.

Akıllı Paket: 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma özelliklerinin kullanılabildiği paket.

Bulut Paketi (7 veya 30 gün): 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma ve 7 gün veya 30 gün geriye sarma özelliklerinin kullanılabildiği paket.

Not: Supercam, ücretsiz kurulum, 7/24 destek hizmeti, gece gündüz 1080p (HD) çözünürlüğünde izleme imkanı, alarm alanında hareket olması durumunda telefonuna anında bildirim gönderme ve video klip oluşturup paylaşma özellikleri ile birlikte kullanılabilmektedir.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3/23/2019

Hayat kolay değil. Sürekli mücadele etmek gerekiyor. Dalgalı bir denizde yüzmek gibi. Kendimizi dalgalara bırakırsak nereye sürükleneceğimiz belli değil. Batmamak için ya da istediğimiz istikamette gidebilmemiz için çabalamaya devam etmemiz gerekiyor. Tabi bunun için iyi yüzebilmek, güçlü ve dayanıklı yani donanımlı olmak gerekiyor. 
Donanımlı olmak için hayat boyu çaba göstermemiz gerekiyor. Okulda başarılı olmak için, istediğimiz iyi bir üniversiteye girebilmek için, mezun olunca iyi bir işe girebilmek için ve o işte başarılı olup çalışmaya devam edebilmek için. Üniversiteye gidemesek bile bir meslek öğrenip o meslekte başarılı olabilmek için. Aslında hayatta kalabilmek için. 
Engeller ve Bahaneler
İstediğimiz hedeflere ulaşmak tabi ki kolay değil. Pek çok engel var önümüzde. Maddi imkansızlıklar, bulunduğumuz şehrin imkanlarının kısıtlı olması, kapasitemizin hırsımızdan az olması, gelişimimizi engelleyen bir çevrede olmamız. Zaten hayattaki yarış adil bir yarış değil. Herkes aynı koşullarda başlamıyor hayata. Ama bunları gayret göstererek ve çok çalışarak aşabiliriz. Pek çok olumlu örnek var önümüzde. Ama aşmakta en çok zorlanacağımız engel kendimiziz. Kendi önümüzde duruyoruz adeta. Bahanelerimizin arkasına sığınarak. Friedrich Nietzche' nin dediğine kulak vermek gerekiyor burada: '' İlerlemek mi istiyorsun? Kendi önünden çekil o zaman''. 
Bir Yolu Vardır
Kitap okumaya vaktimiz yoktur ama sosyal medyaya ve televizyon izlemeye harcadığımız zamandan kısabiliriz. 
Seyahat etmeye bütçemiz yetmez deriz ama çok uygun fiyatlı ve taksitli ulaşım ve konaklama seçenekleri vardır.
Eğitim almaya da vaktimiz yoktur. Çünkü işlerimiz çok yoğundur. Oysa ki eğitimle kendimizi geliştirsek işlerimizi daha verimli yapabiliriz.
Örnekler uzar gider ama sonuç değişmez. Kendi gelişimimiz için engel kendimiziz. Kendi önümüzden çekilirsek yol alırız.  

3/16/2019

Yılmaz Erdoğan' ın Organize İşler filmine gönderme yaparak soralım. Şimdi bizim kafamızda 2 tane soru var işareti var:
1) Seçim nedir?
2) Neden yapılır?
Normalde seçim, belirli periyotlarda yapılan, başarılı performans gösterenlerin tekrar seçilmesini sağlayan, başarılı olamayanların ise görevini daha iyi yapabilecek kişilere devrettiği bir mekanizmadır. Ayrıca seçim olması, seçilmiş insanların görevde kalabilmek için daha iyi çalışmasını sağlayan bir motivasyon aracıdır.
 
Ülkemizde Seçim Halleri
Maalesef ülkemizin seçim atmosferi çok farklı. Neredeyse her sene yapılan seçimlerde adaylar yapacakları icraatları anlatmaktan çok, rakiplerinin ne kadar kötü, başarısız, tehlikeli olduklarını anlatıyorlar. Adayların kökeninden girip 30 sene önce neler yaptıklarına kadar giden sicil taraması da yapılıyor. Adaylar, seçmenlerin rakip adaylardan nefret etmesini sağlayacak kampanyalar yapıyorlar. Dolayısıyla halkta en kolay nefret hissi uyandıracak din ve milliyetçilik argümanları kullanılıyor. Bol miktarda da yalana başvuruluyor. Televizyon ekranlarında parti sözcüsü gibi davranan gazeteci, öğretim üyesi vb konukların tarzları ve yaklaşımları yerlerde sürünüyor. Programı izleyen vatandaş da koskoca profesör yalan söyleyecek değil ya deyip söylenenlere inanıyor. Sonra rakip adaydan ve ona oy verenlerden nefret etmeye başlıyor. Ama unutuyor ki adam profesör ama koskoca değil. Asıl büyük problem, seçimden geçinen bu insanların, siyasetçilerin, gazetecilerin, yorumcuların ektikleri nefret tohumları seçim bitince ortadan kaybolmayacak olması. Filizlenerek büyüyecek, kamplaşma ve çatışmaları getirecek. Günlük hesap yapanları da huzursuz edecek ortamların oluşmasını sağlayacak. Demokrasinin sembolü olan seçimler, bizim ülkemizde demokrasiyi zedeleyen oluşma dönüştü. Keşke seçim olmasa da insanlar kutuplaşıp biri birinden nefret eder hale gelmesi. Varsın demokrasinin sembolü olmayıversin!!!

2/05/2019

Sinemacılarla ve sinema salonu sahipleri arasındaki ''Mısır savaşları'' nın sona ermesiyle Türk filmleri vizyona girmeye başladı. Bunlarda ilki Yılmaz Erdoğan' ın yazıp yönettiği Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filmi. Film gösterime girdiği ilk hafta sonu 923.663 seyirci tarafından izlendi. Yılmaz Erdoğan' ın önceki filmi Ekşi Elmalar' ın toplam 1.237.921 seyirciye ulaştığını düşünürsek oldukça iyi bir rakam. 
Başrollerde Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ, Ezgi Mola, Bensu Soral ve Rıza Kocaoğlu yer alıyor. Filmin konusu şöyle: Dolandırıcı Asım Noyan(Yılmaz Erdoğan) ve çetesi faaliyetlerine tüm hızıyla devam ediyor. Dolandırdıkları bir kişinin yardım için Sarı Saruhan( Kıvanç Tatlıtuğ) ' dan yardım istemesi sonucunda Sarı Saruhan' la  Asım Noyan karşı karşıya geliyor. Bu arada Asım Noyan' ın kızı (Bensu Soral) sazan sarmalı denilen telefon dolandırıcılığının mağduru oluyor. Asım Noyan' da bu işi yapanları bulmak için harekete geçiyor. Oyunculuklar genel olarak iyi olmakla birlikte Kıvanç Tatlıtuğ' a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sarı Saruhan rolünde oldukça başarılı. Film genel olarak güzel. Eğlenceli bir seyirlik olmakla birlikte pek komik sayılmaz. Beklentiyi ona göre ayarlamak gerekiyor. Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan işin içinde olunca insan beklenti çıtasını yukarıda tutuyor haliyle. Bu da hayal kırıklığı olasılığını arttırıyor Arada okkalı küfürler de yer alıyor filmde. Dolandırıcılığın alabildiğine sevimli gösterilmeye çalışılması beni rahatsız etti.  Onun haricinde çekimler çok güzel. İlk filmde olduğu gibi İstanbul' u kuş bakışı izlemek oldukça keyifli. Yılmaz Erdoğan filmlerinde yer alan derin anlamlı uzun cümlelere de rastlayamıyoruz bu filmde. . Her şeye rağmen dozajında beklentiyle izlenip keyif alınabilecek bir film olmuş. 

1/30/2019

Herkes mutlu olmanın yollarını arıyor. Bu konuda yazılmış pek çok kitap da var. Bertrand Russell tarafından kaleme alınan Mutlu Olma Sanatı, bu konuda yazılmış kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak konumlanıyor. Kitap '' Kişisel gelişim vaat eden bir popüler felsefe'' kitabı olarak tanımlanıyor.
Bertrand Russell, temel olarak mutluluğun ya da mutsuzluğun koşullardan ziyade, bizim bu koşullar başımıza geldiğinde neler yaptığımızla ilgili olduğunu söylüyor. Ayrıca mutluluk için çabalamamız gerektiğini vurguluyor. Yazar kitapta ortaya koyduğu görüşlerini kendi gözlem ve deneyimleriyle doğruladığını ve bunlara uygun hareket ederek mutluluğunu arttırdığını belirtiyor. Kitap, Mutsuzluğun Nedenleri ve Mutluluğun Nedenleri isimli iki kısımdan oluşuyor. 
Mutsuzluğun Nedenleri kısmında yer alan başlıklar şöyle:
  • Byron Mutsuzluğu
  • Rekabet
  • Can Sıkıntısı ve Heyecan 
  • Yorgunluk
  • Çekememezlik
  • Günah Duygusu
  • İşkence Korkusu
  • Kamuoyu Korkusu 
Mutluluğun Nedenleri kısmında yer alan başlıklar ise şöyle:
  • Mutlu Olmak Hala Mümkün müdür?
  • Keyif
  • Sevgi
  • Aile
  • İş
  • Kişisel Olmayan İlgiler
  • Çaba ve Kabullenme
  • Mutlu İnsan
Kitabın çevirisi oldukça iyi ve kitap gayet akıcı. Kitabın yazarı olan Britanyalı filozof, tarihçi, toplum eleştirmeni ve matematikçi Bertrand Russell, 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü' ne layık görülmüş. Kitaptan bazı bölümler şöyle:

'' Göreceksiniz ki, bu değişik kalabalıkları oluşturanların her birinin bulunduğu konumla ilişkili bir derdi vardır. İş zamanı kalabalığında, endişe, aşırı dikkat, hazımsızlık, işinden başka her şeye karşı ilgi eksikliği, eğlenip gülme gücünden yoksunluk, başka insanları fark etmeme ile karşılaşacaksınız''.

'' Aydın birisinin zaten mutlu olamayacağına inandıkları için mutsuzluklarından kıvanç duyarlar''.

'' Bir kişi, başarıyı istemekle kalmayıp, bütün benliğiyle başarının peşinde koşmanın ödev olduğuna inandığı ve böyle yapmayanı zavallı bir yaratık olarak gördüğü sürece, hayatı, mutluluk vermeyecek derecede yoğun ve tedirgin olacaktır''.

'' Başarı mutluluğun sadece bir ögesidir ve diğer ögelerin tamamının feda edilmesi pahasına elde edilmişse, çok pahalıya mal olmuş demektir''.

'' İnsanların çoğu, düşüncelerini kontrol etmekte yetersizdir. Yani, henüz her hangi bir şey yapamayacakları aşamada, kaygı verici konuları düşünmemeyi beceremezler. İş üzüntülerini yataklarına kadar götürürler ve yarının zorluklarıyla başa çıkabilmek için güçlerini yenilemeleri gereken gecelerini, o anda hiçbir şey yapılamayacak sorunları düşünerek geçirirler; düşünürler ama çözüm üretecek şekilde değil, uykusuzluk nedeni olan yarı deli bir şekilde düşünürler''.

'' Bir tek zevkini, diğer zevklerinin zararına aşırı derecelere vardıranın, üstesinden gelemediği bir sorunu vardır''.

'' En iyi sevgi, insanın eski mutsuzluklarından kaçmak için değil de yeni mutluluklara kavuşmak umuduyla beslediği sevgidir''.

'' Amaçlarımıza, çevremize ve yaptığımız işlere öyle bir dalmışız ki, dünyada yapılan tüm işlerin içinde ne kadar küçük bir yer tuttuğunu ve yaptığımız işlerle dünyadaki birçok şeyi hiç etkilemediğimizi unutur gideriz''.

'' Çok ender durumlar bir yana, mutluluk yalnızca uygun koşulların bir araya gelmesiyle olgun bir meyve gibi kucağa düşmez, çabayla erişilebilir''.

1/22/2019

Roger Federer tenis tarihinin en önemli oyuncularından biri. Yaşayan efsane. 20 Grand Slam şampiyonluğu bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde, Avustralya Açık Grand Slam turnuvası esnasında başına ilginç bir olay geldi. Soyunma odasına girmek üzereyken kapıda bulunan görevli Roger Federer' i uyardı. Akreditasyon kartı olmadan soyunma odasına giremeyeceğini söyledi.
Roger Federer bu turnuvada mücadele ediyordu ve Avustralya Açık' ı 6 kez kazanmıştı. Dolayısıyla görevlinin onu tanımama ihtimali yoktu. O sadece kuralları uyguluyordu.  Bir süre sonra Federer' in yardımcısı geldi ve akreditasyon kartını gösterdi. Peki Federer' in tepkisi ne oldu bu esnada? Hiç bir şey söylemedi. Sakince bekledi. Kartı gelince soyunma odasına giriş yaptı. '' Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun? '' demedi. Görevliyle tartışmadı. Çünkü görevli sadece işini yapıyordu. Sporcuları saha içindeki başarıları kadar saha dışındaki davranışları da değerli kılıyor. ''Majeste'' lakabını almış olan Federer bu saygıyı hak eden sporculardan biri.
Türkiye' de Olsa
Böyle bir olayın ülkemizde olduğun varsayalım. Kendilerini ulaşılmaz olarak gören futbol camiasının korunaklı '' kral'', '' imparator'' lakaplı üyeleri neler yapardı? Burak Yılmaz olsa, kavga ettiği otobüs şoförünün başına gelenlerin buradaki görevlinin başına gelmesi kaçınılmazdı. Arda Turan olsa görevlinin kafa yeme garantisi vardı. Arabaya koşup silah da alıp gelebilirdi. Nasıl olsa ona bir şey olmuyor. Fatih Terim olsa  hakaret,darp vs kesindi. Görevlinin işine de son verilirdi. Eğer akreditasyon kartının getiren yardımcısı Hasan Şaş ise görevliye saldırıp yüzünü tırmalama ihtimali de oldukça yüksekti.

1/12/2019

Başarılı olmak çok önemli. Günümüz iş dünyasında hayatta kalabilmek ve kariyer basamaklarını tırmanabilmek için başarılı olmak şart. Başarılı olmak için pek çok formül ortaya konuluyor. Onlardan biri de '' Beyin avcısı'' Şerif Kaynar' ın TEDx için yaptığı '' Başarının 12 Sihirli Anahtarı'' adlı konuşmasında yer alıyor.
Şerif Kaynar büyük şirketlere danışmanlık yapan Korn Ferry firmasının Türkiye şubesinin yöneticisi. Aynı zamanda Süreyya Ciliv' i Microsoft' ta çalışırken Turkcell için çalışmaya ikna ederek CEO olmasını sağlayan kişi. Ayrıca Serpil Timuray' ın da Vodafone' a CEO olmasını sağlamıştır. Yani iş dünyasının tam içinden gelen ve bu konuda oldukça tecrübeli birisi. 22 yıllık çalışma süresi boyunca, başarılı olmuş çok sayıda patron, CEO ve genel müdürle tanışıyor. Onların 12 ortak özelliğini tespit ediyor: 
1) Uzlaşma Kültürü: Çatışma yerine uzlaşmayı tercih etmek gerekiyor.
2) Satış Becerileri: Bir şeyi iyi yapmak önemlidir ama yaptığınızı ortaya koyabilmek yani satabilmek en az yapabilmek kadar önemlidir.
3) Etik Yöneticilik: Her koşulda etik kurallar içerisinde kalınması gerekiyor.
4) Sıfırdan Başlayabilmek: Hayat her zaman ileri doğru gitmez. Yana ya da geriye gidildiği zaman yeniden başlayabilmek gerekiyor. 
5) Şansı Yakalamak: Hayatımız boyunca şans önümüze geliyor. O şansı yakalayıp değerlendirebilmek gerekiyor. 
6) Sevilen Kişi Olmak: Sevilen kişiler daha başarılı oluyor. Gülümseyen, bilgiyi paylaşan, kapısı açık, egosu küçük insanlar daha çok seviliyorlar. 
7) Network' ü Sağlam Tutmak: İlişkileri iyi tutmak gerekiyor. Okul arkadaşı, aile, iş arkadaşı gibi gruplarla iyi ilişkiler networkün güçlü olmasını sağlıyor.
8) Liderlik Ruhu: Başarılı insanlarda mutlaka bulunuyor ve liderlik geliştirilebilen bir özellik. 
9) Hayal Gücü: Hayal gücü ile yapılan işler çok daha ileri götürülebiliyor. Hayal gücünü geliştirmenin iki yolu, kitap okumak ve seyahat etmek.
Buradan sonraki 3 madde ise Şerif Kaynar' ın olmazsa olmaz dediği maddeler:
10) Öğrenme Kabiliyeti: Hayat ve iş hayatı sürekli gelişiyor ve değişiyor. Ayak uydurabilmek için öğrenmeye açık olmak gerekiyor.
11) Cömert Olmak: Para, zaman ve ilgisini ekibi için harcarken cömert olanlar daha başarılı oluyor. 
12) Saygı: Üst mevkidekilere zaten saygı gösteriliyor. Bununla birlikte alt mevkidekilere, müşterilere, çalışanlara saygılı olmak gerekiyor. Ayrıca randevu saatine uymak çok önemlidir. Bu, o insana saygının göstergesidir.
Güven: Bu 12 maddeyi uygulayan insanlar güven kazanıyorlar. İnsanlar güvendikleri kişilerle iş yaparlar. Güvenilir olmak gerekiyor. Güveni kazanmak zor, kaybetmek kolaydır.

1/05/2019

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, naylon poşet yönetmeliği kapsamında, 1 Ocak 2019 itibariyle market alışverişlerinde kullanılan plastik poşetlerin 25 kuruş olacağını açıkladı. Bu yönetmeliğin amacı olarak görsel ve çevresel kirliliğin azaltılarak gereksiz poşet kullanımının önüne geçmek olduğu belirtildi. Çevre kirliliğinin azaltılması için atılmış çok önemli bir adım. Plastik poşet, Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve ABD gibi pek çok ülkede ücretli ya da yasak. 
Neden Bu Kadar Önemli?
Plastik poşetler polietilen denilen petrol türevinden ve atık malzemelerin ikincil kullanımından elde ediliyor. Üretim maliyetlerinin düşük olması ve dayanıklılığı nedeniyle çok yaygın. Bu poşetlerin doğada yok olma süresi 1.000 yılı buluyor. Naylon poşetlerin sadece %1' i geri dönüştürülebiliyor ve  % 99' u doğada kalıyor. Türkiye' deki bir kişi bir yılda ortalama 312 adet plastik poşet kullanıyor. Dünyada ise her saniyede 160.000 plastik poşet kullanılıyor. Her yıl dünyada 5 trilyon adet plastik poşet üretiliyor. 
Bizim Tepkimiz Ne Oldu?
İlk tepkimiz market görevlileriyle kavga etmek oldu. Bu kadar alışveriş yapıyorum poşete de mi para istiyorsunuz dendi. Kızıp ürünleri iade edenler, manav reyonundaki ince ve ücretsiz poşeti alıp kullananlar, montunun içine dolduranlar, poşeti kullandıktan sonra geri getirip parasını isteyenler oldu. Hatta bazı marketlerin önünde 10 kuruşa poşet satanlar bile çıktı. Ama rakamlara bakıldığında plastik poşet tüketiminin % 50 azaldığı görülüyor. Amaç da bu zaten. Çevre bilincine sahip oldukça rakamların daha da düşmesi en büyük dileğimiz. Akaryakıt ürünlerindeki fiyat artışları, köprü geçiş ücretleri artışları vb. pek çok alanda yapılan fiyat artışlarına neredeyse hiç tepki vermeyen vatandaşlarımız söz konusu 25 kuruşluk poşet ya da çevre olunca büyük tepki gösterdiler. Bu da şaşırtıcı bir durum.
Reklam Meselesi
Bir başka tepki de ücretli poşetlerde alışveriş yapılan firmanın logosunu olmasına geldi. Hem parayla satıyorsunuz hem de sizin reklamınızı yapıyorum. Marketin bana reklam parası ödemesi gerekir ya da logosuz poşet verin diyenler oldu. Parayla aldığı her ürünün üzerinde reklam bulunan insanlar konu poşet olunca ayrı bir hassasiyet gösterdi. 

12/25/2018

Reyting, televizyon dünyasının görmezden gelinemez hatta odak noktası diyebileceğimiz bir unsuru. İstenilen reytingi alamayan dizi, program vb. reyting canavarının pençelerinde yok olup yayından kaldırılıyor.
Günümüzde reyting denilince akla gelen ilk isim Acun Ilıcalı' dır. Muhabirlikten başlayıp televizyon kanalı sahipliğine kadar uzanan öyküsünde, halkın nabzını çok iyi tutan yapımlarla ekranda yer aldı. Oldukça iyi izlenme oranları alarak reyting canavarını mağlup etti. Ama bu süreç içerisinde yaptığı programlar, reyting kaygısıyla da olsa kendi canavarlarını yarattı. Acun Ilıcalı' nın reytinglerinin ana ögesi kavga olmaya başladı. Yemek programı, moda programı ya da Survivor fark etmiyor. Pek çok yarışma programında kavga yer alıyor. Buna '' kontrollü kavga'' da diyebiliriz. Reyting için yarışmacılar kavga ettiriliyor. Bu arada kontrolünü kaybedip kavgayı abartan yarışmacılar diskalifiye edilerek aslında kavga istenmiyormuş gibi yapılıyor. Böylece Acun, ailemizin programcısı olarak kalmaya devam ediyor. Acun' un programından fırlayan canavarların sonuncusu  yemek programı MasterChief' te yer alan Murat Özdemir. Bu yarışmacı bir papağana işkence edip sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Bir diğer yarışmacı Nihat Doğan' ın Özgecan Aslan için söylediklerini insan olan söylemezdi. Ama bu sözleri söylemesine rağmen Survivor yarışmasında kendisine yer buldu. Çünkü onun reytingi vardı ve reyting Acun için pek çok şeyden önemliydi. Tabi ki bu insanların her yaptığından Acun Ilıcalı sorumlu olamaz. Ama seçtiği kontrollü kavgaya dayalı reyting modelinin işlemesi için bu tip insanlara ihtiyaç duyuyor.
Ekranda sürekli kavga olması sonucunda, kavga normal bir şeymiş  gibi algılanmaya başlanıyor. Acun da bir şekilde şiddetin normalleşmesine katkıda bulunmuş oluyor. 

12/18/2018

Brezilyalı yazar Paul Coelho' nun 1988 yılında yayımladığı fenomen romanı Simyacı, Endülüslü genç çoban Santiago' nun hikayesini anlatıyor. Simyacı romanı, Mesnevi' de geçen kısa bir  hikayeden yola çıkarak yazılmış. Santiago '' Kişisel menkıbesinin'' peşinde İspanya' dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerine doğru hazinesini aramak için yolculuk yapıyor.
Yolculuk esnasında önüne çıkan engellerle ve talihsizliklerle baş edip bununla birlikte çölü aşması gerekiyor. Tabi bu esnada önüne çıkan işaretlerin farkına varıp onları takip etmesi de. 
Ülkemizde Can Yayınları tarafından basılan kitap 145. baskıya ulaşmış. Dünyada ise 42 ülkede yayınlanıp 26 dile çevrilmiş. Özdemir İnce tarafından Türkçe' ye çevrilen bu başyapıt son derece akıcı. Kitaptan bazı alıntılar:

'' Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar''.

'' Ben de herkes gibiyim. Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum''.

'' Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu olursun''.

'' Bir kere olan bir daha asla tekrarlanmaz. Amma ve lakin iki kere olan mutlaka üçüncü defa da olacaktır''.

'' Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil karardır''. 

'' Umutsuzluğa teslim olma. Yoksa yüreğinle konuşmana engel olur''.

'' Yüreğine, acı korkusunun acının kendisinden daha kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiç bir yürek kesinlikle acı çekmez''.
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!