5/02/2021

''Nasipse Adayız'' Ercan Kesal' ın 2001 yılında Beyoğlu Belediye Başkanlığına aday adayı olduğu süreçte yaşadıklarını anlattığı kara-mizah öğeler içeren bir film. Daha önce aynı isimle yazdığı kitabı da bulunan Ercan Kesal' ın ilk uzun metrajlı filmi. 

Belediye başkan adayı olmak için büyük çaba harcayan, özel hastane sahibi Dr. Kemal Güner' in seçim çalışmaları sırasında başına gelen trajikomik olaylar akıcı bir dille anlatılıyor. Partinin 1 numarasının da katılacağı aday tanıtım organizasyonunun yapıldığı gün ele alınıyor. Esnafla ya da bölgenin ileri gelenleri ile tanışma ve kendini anlatma çabaları sırasında yaşananlar, oy potansiyeli olan insanların şahsi talepleri, 1 numaranın umursamazlığı abartısız bir biçimde ele alınıyor. Özellikle düğün salonundaki tanıtım organizasyonu, film sahnesi gibi değil de düğün kamerası tarafından çekilmiş gibi sahici. Filmin en etkileyici yönü bu gerçekçiliği. İzlemesi keyifli bir film.

4/17/2021

Sevdiği sporu üst düzeyde profesyonel olarak yapmak pek çok kişinin hayalidir. Hem sevdiği işi yapmış oluyor hem de para kazanıyorlar. En gözde spor dalı olan futbolda para ve şöhret daha fazla. Ülkemizde ise bunlara ilave olarak başka avantajları da var futbolcu olmanın.

                               

Öncelikle diğer ülkelerdeki futbolculara göre çok daha az vergi ödüyorlar. Futbol açısından ülkemiz tam bir vergi cenneti. Ayrıca futbolcuların bazı konularda dokunulmazlığı var. Mesela bir hastaneye silahla girip, havaya ateş edebilir ve her hangi bir ceza almazsınız. Pek çok önemli şahsiyet araya girerek sizi korur. Son dönemde bir başka ayrıcalıkları daha oluştu futbolcuların. O da AŞI. Dünyada aşı kıtlığı yaşanırken, ülkemizde kronik rahatsızlıkları olanlar, öğretmenler, toplu taşıma kullanan ya da kalabalık ortamda çalışan milyonlarca insan sırada beklerken, futbolculara aşı yapılması kararı çıktı ve aşılanmaya başladılar. Şaka gibi. Ama kötü bir şaka. İşin ilginç yanı hiç bir medya kuruluşunda da bu durum eleştirilmiyor. Ne kadar önemli bir şeymiş bu futbol. 

4/08/2021

Büyük bir heyecanla beklediğim kitabım ''Hayat ve İş Arasında'' yayınlandı. 2013 yılında blogumda başladığım yazma yolculuğum sonunda bir kitaba dönüştü. Blog yazmaya başladığımda kitap fikri aklımda yoktu aslında. Yazılar artınca ve kitap haline dönüşecek nitelikte yazılar çoğalmaya başlayınca, bu yazıları kitaba dönüştürme fikri ortaya çıktı.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Hayata Dair yazdığım 68 yazı yer alırken, ikinci bölümde İş Hayatına Dair yazdığım 63 yazı yer alıyor. Bu yazılar blogumda yer alan 400' ün üzerindeki yazıdan seçtiğim Yaşam ve İş Dünyası yazılarından oluşuyor.  

Yazıları kitap aşamasına getirdiğimde izlenecek yol ile ilgili sevgili Deep Tone yani Derin ile görüştüm. Görüştüm derken yazıştım. Gerçekte öyle biri yok çünkü:) Sağ olsun kitap çıkartmanın bütün yöntemlerini ve aşamalarını detaylı bir şekilde anlattı. Buradan da ona teşekkür etmek istiyorum. Kitabım İkinci Adam Yayınları' ndan çıktı. Genel yayın yönetmeni Başak Ergün ile WhatsApp üzerinde yazışarak kitap baskıya hazır hale geldi. Başak Hanım her türlü soruya büyük bir sabırla cevap verdi. İlk görüşmeden itibaren 7 haftada kitabın toplu basımı yapıldı ve internet üzerinden satışa çıktı. Örnek baskı ise 3 haftada hazır oldu. Kitabın kapağını Merve Ökten tasarladı. Benim aklımdan geçirdiğim kapaktan daha iyi olduğunu söyleyebilirim. 

Kitabın satışı, D&R, İdefix, Kidega, Kırmızı Kedi, Babil, BKM Kitap, İstanbul Kitapçısı, Halk Kitabevi, Kitap Koala kitabevlerinin online satış sitelerinde yapılmaktadır. 

Kitabımın Orhan Pamuk' un Veba Geceleri romanıyla aynı dönemde çıkması benim için hoş bir tesadüf oldu. Satışta yarışacağız demektir. Şimdi Orhan Pamuk düşünsün:)

3/21/2021

Atatürk ve Latife Hanım 29 Ocak 1923 yılında evlendi. Boşanmaları ise 5 Ağustos 1925 yılında oldu. Evlilikleri ve boşanmaları hakkında pek çok şey söylendi ve yazıldı. Kurtuluş Savaşının muzaffer komutanı Mustafa Kemal ve Paris Sorbonne Üniversitesi' nde siyaset ve hukuk eğitim alan, İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca bilen Latife Hanım' ın evlilikleri büyük ses getirmişti.

Toplamda 2 yıl 6 ay 8 gün yani 920 gün süren evlilik, Mustafa Kemal' in kitaba ismini veren talaknamesi ile son buldu. Medeni kanun o yıllarda henüz yürürlükte olmadığı için talakname ile evlilik sona erdirilmişti. 
Murat Bardakçı bu kitabında 73 adet belge yayınlıyor. Bunlardan 65 tanesi Cumhurbaşkanlığı arşivinde, 7 tanesi Askeri müzede, 1 tanesi de Cumhuriyet arşivinde yer alıyor. Bu belgeler, Mustafa Kemal' in ve Latife Hanım' ın evlenmeden önceki telgraf yazışmaları, boşanma aşamasında Mustafa Kemal' in, Latife Hanım' a ve ailesine yazdığı mektuplar ve cevaplar yer alıyor. Ayrıca Latife Hanım' ın evlendikten sonra dış basına verdiği iddia edilen röportajın gerçek olup olmadığının araştırılması için yapılan yazışmalar ve Mustafa Kemal' in yakın çevresiyle olan yazışmaları da kitapta yer alıyor. Hepsi resmi olan bu belgelerin orjinal kopyalarının yer aldığı kitap merak edilen bir döneme ışık tutuyor.

2/12/2021

33 yaşındaki avukat Galip' in karısı Rüya bir veda mektubuyla evi terk ediyor. Galip, Rüya' nın üvey kardeşi ünlü köşe yazarı Celal Salik' in de kaybolduğunu fark ediyor. Birlikte gittiklerini düşünerek ikisini aramaya başlıyor. Galip' in bu konuda rehberi ise Celal' in Milliyet Gazetesi' ndeki yazıları oluyor. Yazılarda var olduğunu düşündüğü gizli şifrelerden gittikleri yeri bulmak istiyor. Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk' un kült kitabı Kara Kitap ana konusu böyle.

Orhan Pamuk kitaplarını okuyanların tahmin edebileceği gibi çok sayıda yan öykü ve detaylarla dolu bir kitap Kara Kitap. Bu kitabı okumak bir maceraya atılmak denilebilir. Çok katmanlı bir kitap olan Kara Kitap' ta Hurufilik, Mevlana ve Şems, Binbir Gece Masalları, Şeyh Galip, Attar' ın Mesnevisi, İstanbul' un yeraltı tünelleri ve vitrin mankenlerinin dönüşümü, insanın kendisine doğru yolculuğu, ülkemizin Batılılaşma çabaları ve bu konudaki dönüşümleri gibi pek çok konu ele alınıyor. Bunlarla birlikte '' İnsan kendi olabilir mi? '' sorusunun cevabı aranıyor. Çok fazla detay ve ayrıntı barındırdığı için kitabı sabırla ve dikkatle okumak gerekiyor. Kitabın sonunda Orhan Pamuk' un kitabı yazma süreci anlatılıyor. Böyle derinlikli bir kitap için yazarın ne kadar çaba harcadığı görülüyor. Kara Kitap' ın yazımı yaklaşık 5 yıl sürmüş. Çeşitli yayınevlerinde toplamda 204.500 adet basılıp 40' a yakın dile çevirisi yapılmış. 

1/31/2021

Psikolog Abraham Maslow' un güzel bir sözü var: '' Elinde çekiç olan her şeyi çivi olarak görür.'' Kendimizi bir takım çantası olarak düşünürsek, içerisinde ne kadar çok çeşitli malzeme olursa problemleri çözmemiz daha kolay olur. Sadece çekiç bulunursa her soruna çivi muamelesi yaparız. Çiviye denk geldiğimizde o sorunu çözeriz. Ama tornavidaya ihtiyacımız olan bir yerde çekiçle müdahale edersek orayı kırıp dökeriz. 

Tek aleti çekiç olanlar, belki de iyi niyetli olarak müdahale etmek isterler ama başarısız olurlar. Bu durum iş hayatında geçerli oluğu gibi gündelik hayatımızdaki ilişkilerde de geçerlidir. Sadece otoriter yönetim tarzını benimseyen bir yöneticinin ekibinin performansı kısıtlı kalmaya mahkumdur. Bu tarz yönetimden hoşlanmayan çalışanların performansı düşük kalacaktır. Yöneticilik, işi yönetmekle birlikte insan yönetmektir aynı zamanda. Empati, gözlem ve doğru müdahale gibi özellikler de gerektirir.
Alet Çeşitlendirme
Tek aletle sınırlı sayıda çözüm üretebiliyorsak, çantamızdaki aletleri çeşitlendirmek en mantıklısı. Yöneticinin işle ilgili teknik bilgisi tek başına yeterli olmaz yönetmek için. İnsan ilişkileri, organizasyon yeteneği, adaletli yönetim, problem çözme, stres yönetimi, doğru planlama vb alanlarda da kendisini geliştirmeli. Kitap okumak, sinema ve tiyatro izlemek, konsere gitmek gibi insanın sosyal ve kültürel yönünü geliştiren faaliyetlerde de bulunması gerekir. Bu tür alanlarda gelişim, alet çantasındaki aletlerin çeşitliliğini arttırır. Bu da daha iyi sonuçlar alınmasını sağlarken, herkes için hayatın daha kolay olmasını sağlar.    

1/07/2021

Karnından konuşmanın gerçek anlamı, ağzını oynatmadan, başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisidir. Karnından konuşma becerisi olan kimselere vantrolog denir. Gösterilerde oldukça ilgi çeker. Genelde bir kukla ile birlikte gösteri yapılır. 

Gerçek Vantrologlar
Gösteri dünyasında karnından konuşanlar olmakla birlikte, gerçek hayatta da vantrologlar karşımıza çıkar. Bu insanların gerçek fikirlerini öğrenme şansınız yoktur. Ne dedikleri anlaşılmaz. Eğer hayatı, işinizi ya da bu insanları önemsiyorsanız karnından konuşulmasına çok kızarsınız. Bu insanlarla iletişim kuramazsınız. Bu tür durumlar yanlış anlaşılmaları da beraberinde getirir. Çünkü onlar karnından konuştuklarını ve imalarını sizin anlamanızı beklerler. Siz anlamayınca da tepki gösterirler. Genel tepki biçimi de küsmektir. 

Karnından Küsenler

Ne demek istediğini anlamadığınız insanların neye bozulup küstüklerini de anlama şansınız yoktur. Karnından konuştukları gibi karnından küsmüşlerdir. Oysa ki açıkça düşüncelerini dile getirseler mevcut olduğu varsayılan sorunun çözümüne katkı yaparlar. Ama böyle yapmadıkları için çözümü değil sorunu tercih etmiş oluyorlar.

12/29/2020

Berbat geçen 2020 yılını hafızamızdan silmek istememizin en önemli nedenlerinden bir olan Covid 19 pandemisi bir seneye yakındır hayatımızda. Çok sıkıntılı geçen bu sürecin sonunda, tünelin ucundaki ışık olarak görülen ve bu süreci sona erdirebilecek tek umut olan aşı bulundu. Çin Sinovac, Biontec ve Astra Zeneca aşıları dünyada uygulanmaya başlandı. 

Tüm dünyada derman olması beklenen aşı bizde dert oldu maalesef. Aşı ve Covid 19 süreci üzerinden yapılan siyasi kavgalar siyasetten tiksinmemizi sağlıyor. İnsanlar ölüyor, iflas ediyor, işsiz kalıyor ama siyasiler kavgaya devam ediyor. Ne bitmez tükenmez bir kin biriktirmişler içlerinde ''İnsan gerçekten hayret ediyor.'' Sağlıkla ilgili alınması gereken tedbirlerle ilgili toplantının ardından yapılacak açıklamaları tüm Türkiye dikkatle dinlerken, bunlar var ya bunlar gibi açıklamalar geliyor. Benim de aklıma Organize İşler filminde Cem Yılmaz( Müslüm) ve Yılmaz Erdoğan' ın( Asım) oynadığı sahne aklıma geliyor:
Müslüm: Bunlar onlar mı?
Asım: Bunlar? Onlar ?
Komple Teorileri
Aşı geldi ama komple teorilerini de yanında getirdi. Aşıya karşı olanlar, mikroçip takacaklar, DNAmızı bozacaklar, soyumuzu kurutacaklar, genetiğimizle oynayacaklar gibi tezler öne sürüyorlar. Kişisel gelişimin önemli mottolarından bir '' Sen önemlisin'' dir. Aşı karşıtlarına, tamam sen de önemlisin de mikroçip takacak kadar da değil demek istiyor insan. Aşının laboratuvarda üretildiğine inanan önemli bir kitle var. Onlara göre, nüfusu azaltmak ya da önce virüsü bulup daha sonra ilacını bularak para kazanmak isteyenler yaratmıştı virüsü. Dan Brown' ın Cehennem isimli romanında da dünya nüfusunu azaltmak isteyen bir bilim adamı vardı. 
Aşı Olmayanlara Ne Yapmalı
Ünlü kalp cerrahı Bingür Sönmez aşı yapmayanları vatan haini ilan etti ve onlar kız verilmemesi gerektiğini söyledi. Bu kadar uluslararası bir doktorumuz bile sinirlenince mahalle moduna geçti. Aşı zorunlu değil ama mutlaka aşı yapmayanlara yaptırımlar uygulanacaktır. Uçaklara, AVMlere vb toplu alanlara giriş yapmalarına izin verilmeyecektir muhtemelen. 

12/27/2020

Dünyanın en önemi piyanistleri arasında yer alan Avustralyalı David Helfgott' un gerçek yaşam hikayesinden uyarlanan Shine filmi oldukça başarılı. Gerek oyunculuk, gerekse senaryo ve film müzikleriyle son derece akıcı bir film.

Kaybetmeye tahammülü olmayan ve oğlunun hayatını kontrol altında tutmak isteyen babasının baskısı altında yaşamak zorunda kalan, üstün yetenekli David, pek çok yerden müzik bursu ve eğitim imkanı bulduğu halde babasının izin vermemesi yüzünden bu şansları değerlendiremez. Babasının da müzikle ilgili ilginç bir hikayesi vardır. Kendisi de keman çalmak istemiştir ama onun babası kemanını kırmış ve müzik yapmasına izin vermemiştir. Kendi olamadığı müzisyenliği oğlunun gerçekleştirmesi için baskısını arttırmaktadır. David babasının kontrolü altında yarışmalara katılır. Babası onu dünyanın en zor piyano parçası olarak değerlendirilen Rachmaninoff' un 3. piyano konçertosunu yarışmalarda çalması için zorlamaktadır.  Bu eseri dünyada çok az sayıda sanatçı eksiksiz çalabilmektedir. David 19 yaşındayken Kraliyet Müzik Akademisinden gelen davetle evi terk eder. Ama yaşadığı travmaların etkisiyle oluşan şizofreni rahatsızlığı yüzünden 12 yıl akıl hastanesinde kalır. Sonrasında yeni bir hayatın ışığı onu beklemektedir. Yönetmenliğini Scott Hicks' in yaptığı filmin başrolünde Geoffrey Rush yer almaktadır. Geoffrey Rush üstün performansı sonucunda Oscar ödülünü kazanmıştır. 

12/06/2020

Yönetmenliğini Ezel Akay' ın yaptığı 9 Kere Leyla filmi Netflik' te vizyona girdi. Mart ayında sinemalarda vizyona girmesi beklenen filmin gösterimi, Covid 19 salgını nedeniyle ertelenmişti. Salgın devam edince film popüler online platformu Netflix' te yerini aldı.

Başrollerde Haluk Bilginer(Adem), Demet Akbağ(Leyla) ve Elçin Sangu(Nergis) yer alıyor. Haluk Bilginer ve Demet Akbağ' ın performansları çok iyi. Mitolojik öğelerden destek alan müzikal tadında, rengarenk sahneleri olan bir film 9 Kere Leyla. Salt komedi filmi bekleyenlerin hayal kırıklığına uğrayacağı ama metinleri dikkatlice dinleyip görsel şölene ve güzel müziklere kendisini kaptıranların keyif alacağı bir yapım. Ezel Akay' ın zaten kendisine has, destanlardan yararlandığı, görsel yönden güçlü, kara mizah barındıran bir tarzı var. Filmin konusuna gelince: Çok varlıklı olan Adem gönlünü evlilik terapisti Nergis' e kaptırır. Leyla' dan ayrılmaya çalışır ama başarılı olamaz. Sonunda Leyla' yı öldürmeye karar verir. Bunun için 9 farklı girişimde bulunur. Ama işi hiç kolay değildir. Filmle ilgili sert eleştiriler olsa da hayal kırıklığı yaşayanların bu durumu beklentileriyle ilgili olabilir. Bu yüzden Ezel Akay' ın tarzını da göz önüne alarak keyif almak için izlenmesi gereken bir film.  

Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!