6/20/2024

Hepimizin kendi dünya görüşümüze, bilgimize, öğrendiklerimize ve benimsediklerimize göre fikirleri vardır. Fikirler insanı temsil ederler. İnsanın var olduğunun göstergesidir aynı zamanda fikirler. Ne demiş Descartes: '' Düşünüyorum, öyleyse varım.''

Değişim

Peki fikirler değişir mi zaman içinde? Ya da değişmeli mi? Örneğin, yeni bilgiler edinmek, inandığımız fikrin aslında inandığımız gibi olmadığını ortaya koyan başka boyutlarının ortaya çıkması, önceliklerimizin değişmesi, hayatın değişmesi etkilemez mi fikirlerimizin durumunu? Ünlü ekonomist Keynes' e sormuşlar: ''Koşullar değişirse ne yaparsınız?'' Keynes şöyle cevap vermiş: ''Koşullar değişirse ben de düşüncelerimi değiştiririm.'' Bazı insanlar kendilerini değişim konusunda geliştirir ve güncellerken, bazı insanlar büyük bir tutkuyla sahiplenirler görüşlerini. Bu insanlar fikirlerine dört elle sarılır ve değiştirmemek için çaba gösterirlerken, kendi görüşlerinin doğruluğu için sürekli kanıt ararlar. Başkaları eleştiri getirdikçe onları dinlemektense fikirlerine daha çok bağlanırlar. 

İkilemler

Fikir değişimi durumu insanlarda ikilem yaratır. İdeolojik fikirler ya da diğer inançlar çok güçlü ve neredeyse dokunulmaz olmakla birlikte basit görüşlerde de benzer katılık ve ikilem görülür. Hele ki bazı insanları için söz ağzından çıktı mı biter. Asla ve kata değişmez fikir. İkilemin en önemli nedenlerinden biri yenilgi duygusudur. İnsanlar haklı çıkmak isterler ve haksız çıkınca yenildiklerini düşünüp tepki gösteriler. Oysa ki farklı fikirler bizim fikirlerimizden daha akla yatkın ise biz bunu öğrenerek kazanmış oluyoruz.  Diğer bir ikilem nedeni ise fikirlerimizle dahil olduğumuz grubun dışında kalma riskidir. Aynı fikir ve görüşteki insanlar bir araya gelerek grup ve topluluklar oluştururlar. Bu sayede insanın en önem verdiği konulardan olan ve Maslow' un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi' nin 3. basamağında yer alan, ''Bir gruba ait'' olma güdüsünü de gerçekleştirirler. Ait olduğunuz grubun fikrine ne kadar tutkuyla bağlı olursanız grup içinde o kadar makbul karşılanıyorsunuz. 
Bazı sabit fikirli insanların neredeyse saplantılı bir şekilde olayları tek açıdan değerlendirmeleri ve görüşlerine sıkı sıkıya sarılmalarının nedenlerinden biri de, kendilerini aşırı önemsemeleri. Bu insanların fikirlerini değiştirmelerini beklemek hayalcilik oluyor biraz. Onların fikirleri hep doğrudur ve konu kapalıdır. Sürekli değişen dünyada bakış açısının ve fikirlerin değişmesi kadar olağan bir şey olamaz. Fikir değişimi aslında değişime yatkınlıkla da ilgili. Gelişime kapalı insanların fikirlerini çok zor değiştirdiklerini görürüz. Nietzsche ne güzel söylemiş: '' Sabit fikir, sahibini hapseder.'' Önemli olan sabit fikirli olmamak için sürekli fikir değiştirmek değil, sahip olunan fikrin altının bilgi, tecrübe, kanıt vb. temellere dayanıyor olmasıdır. 

Hakkaniyet Meselesi

Aslında her hangi bir görüşü savunurken, kendini ifade etme, var olma çabası ve grup dinamikleri göz önünde bulunduruluyorken, objektif olma ve hakkaniyetli davranma kriterler arasında yer almıyor.  Bu, siyasette, sporda, arkadaşlık çevresinde, iş hayatında da böyle. Oysa ki insan fikirlerinin üstün yönlerini savunurken zaaflarını da dile getirebilmeli. Karşıt görüşün iyi yönlerini de dile getirip hakkını teslim etmeli. İşte o zaman insan büyür ve ''İnsan'' olur.

Categories:

6 yorum:

  1. Sabit fikir ve empatisizlik bizim alamet-i farikamız olmuş. Bunu düzeltmek için de kimse çaba sarf etmiyor.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar.
    Objektif ve hakkaniyetli bir toplum olmak için çaba göstereceğimiz yerde, karşımızdaki insanı nasıl alt ederiz, onu nasıl kandırır ve elindekini alırız gayretinde olan bir toplumun içinde nefes alamıyorum ve bu nedenle yaşamak benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Oysa, çok eskiden ne kadar güzel bir toplumduk.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kötü iyiyi kovar oldu. Herkesin davranışları değişmeye başladı.

      Sil
  3. sabit zikir var bizim ülkede :)

    YanıtlaSil

Yorumlar:

Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!