Zamanın birinde kaplumbağalar arasında bir yarışma düzenlenmiş. Çok yüksek bir kulenin tepesine çıkma yarışmasıymış bu. Seyirciler hiç bir kaplumbağanın kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş ve inanmadıklarını dile getiriyormuş. Bu sözleri yarışmacı kaplumbağalar da duyuyormuş. Tepeye ulaşamayan kaplumbağalar teker teker yarışı bırakmışlar. Sadece biri hariç. O kaplumbağa kulenin tepesinde çıkmayı başarmış. Merakla yanına gitmişler nasıl başardığını sormak için. Fark etmişler ki, o kaplumbağa sağırmış. Olumsuz konuşmaları duymamış.
Eğer duysaydı diğer kaplumbağalar gibi hedefinden vazgeçecekti. Peki konuşanlar ne yapacaktı? Ne olduğunu umursamadan rutin hayatlarına devam edecekti. Bizim hayatımızı pek de önemsemeyen insanların ne diyeceğini düşünerek adımlarımızı atmaya, hayatımızı şekillendirmeye çalışıyoruz. Ayrıca bu insanların pek çoğu, ihtiyacımız olduğunda yanımızda bile olmayacaklar. Sonuçlarına kendimizin katlanacağı kararları alırken, başkaları ne der diye düşünmek, buna göre davranmak çok manasız. Böyle davranarak hayallerimize ve hedeflerimize doğru adım atma şansımızı ortadan kaldırıyoruz. Avustralyalı hemşire Bronnie Ware' nin, insanların ölüm döşeğinde en çok neden pişmanlık duyduğunu anlatan kitabında öne çıkan 5 başlıktan bir tanesi şöyle: ''Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirebilecek cesaretim olsaydı''.
10/15/2016
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
gerçekten de çoğu insan başkalarının söylemleri için yaşadığını zannediyor.
YanıtlaSilÇok doğru; yaşadığını zannediyor. Teşekkürler.
SilOkuduktan sonra "vay be" dedim içimden. Gerçekten de insanları gereğinden fazla umursuyoruz maalesef...
YanıtlaSilMaalesef öyle. Bunun farkına erken varıp bu durumu değiştirmeliyiz.
SilAzim.
YanıtlaSilAzim
SilÇok önemli bir konuya parmak basmışsınız.Ben de buna benzer seçimlerimiz adlı yazıyı bugün yayınladım.İkisinin birlikte denk gelmesi güzel bir tesadüf oldu :)
YanıtlaSilEvet güzel tesadüf oldu. Okudum yazınızı gayet güzel yazmışsınız yine.
SilBu durum belki de çocukluğumuzdan gelen bilinçaltılarımız. Çocukluğumuzda bir eyleme kalkışsak aileden hemen "el alem ne der" engellemesiyle karşılaşırdık. Belki o dönemler için gerekliydi. Ama bu dönemde de zaman zaman "el alem ne der" engellemesinin olması gerektiğini düşündüğüm anlar yok değil. Ama şu da var, eğer bir insan yaptığı işin doğru olduğuna yürekten inanıyorsa kararlı bir şekilde devam edip sonuçlandırmalı diyorum. Kurbağa hikayeniz de çok uymuş konuya... Mutlu hafta sonları...
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Çocukluk dönemleriyle büyük ilgisi var. Ama bunu kırmamız gerekiyor daha çok gelişebilmek için. Selamlar.
SilI saw this illustration before, it is so true! it is impossible to please people, they're always find something to complain about.
YanıtlaSilI agree with you Ivana. They' re always find something to complain about. So it's better not to hear.
SilÇoook doğru. Hep kendime aynı şeyi söylüyorum. Umursamaa.
YanıtlaSilKritik kelime umursama. En doğrusu.
SilGüzel bir yazı. Bir nevi sürü psikolojisi. Maalesef toplumun her kesiminde davranışlarımıza ve düşüncelerimize yönelik güçlü bir baskı var. Bir şeyleri kendi doğrularımızla keşfetmeye, aklımızın süzgecinden geçirmeye ya da yeni yollar açmaya kapalı tutan...
YanıtlaSilEvet bir baskı var. Ama bu baskıyı kırabilmeliyiz.
SilKimseyi Çok umursamıyorum Çoğu zaman Çünkü aynı ayakkabılarla yürümüyoruz Ben öneri istersem soruyorum. Onun dışında onun dediği bunun söylediğine girersen Yok olmuyor yürümüyor Mutsuz oluyor insan Gereksiz mutsuzluk iyi değil en güzeli kendi bildiğini okumak ....
YanıtlaSilDoğru yolu bulmuşsunuz. İsterseniz sorarsınız.
Silİçimizde ne kaldıysa hep bu söz yüzünden...
YanıtlaSilAynen öyle
Silvay be yararlı
YanıtlaSilTeşekkür ederim :)
Silne güzel konular buluyon sen hep yaaa :)
YanıtlaSilDenk geliyor galiba:)
SilNeden birbirimizi sürekli dibe çekiyoruz :((
YanıtlaSilHerkes biri biriyle yarşıyor kendisine bakacağına.
SilKıssadan hisse çıkarılacak güzel bir yazı bu. Genellikle insanlar başkalarının (olumlu ya da olumsuz) ne düşündüğüne çok fazla takılıyorlar, hayatlarını da bu doğrultuda yaşıyorlar aslında kısıtlıyorlar, baskı altında tutuyorlar demek daha doğru. Oysa kendi özgür iradeleri ve seçimleriyle (doğru bildiği yolda yürüyerek) kendi olmak, kendine inanmak varken.. Hoş bir paylaşım olmuş, teşekkürler..
YanıtlaSilÇok doğru. Kendi olmak ve kendine inanmak varken başkaları ne der diye bakıyorlar. Teşekkür ederim.
YanıtlaSil