11/25/2021

Tom Sawyer, Amerikalı yazar Mark Twain' in 1876 yılında yazdığı, Tom Sawyer' in maceraları adlı kitabını kahramanıdır. Sawyer Efekti denilen kavram bu kitapta yer alan bir alıntıdan ortaya çıkmıştır. Hikaye şöyle: Tom Sawyer' in halası olan Polly Hala Tom' un çitleri boyamasını istemiştir. Bu sıkıcı görev Tom' un hiç hoşuna gitmez. Çitleri boyadığı için arkadaşları da onunla dalga geçmektedir. Tom' un aklına parlak bir fikir gelir. Yaptığı işten keyif alıyormuş gibi davranır. Bu durum çocukların ilgisini çeker ve onlar da boya yapmak istediklerini söylerler. Tom ise izin vermez boya yapmalarına. Çocuklar elma, çikolata, para gibi şeyler verirler Tom' a. O da bunun karşılığında boya yapmalarına izin verir. Çocuklar büyük bir mutlulukla çitleri boyarlar.
                                          
Motivasyon Efekti
Sıkıcı ve rutin işleri sevmiyoruz diye yapmama şansımız yok. Onları yapılabilir hale getirmek en doğrusu. Bu hikayede aslında Tom çit boyama gibi sıkıcı bir işi oyunlaştırarak ve olduğundan farklı göstererek eğlenceli hale getiriyor. Yapılacak olan sıkıcı işi farklı bir motivasyon kaynağı yaratarak yapılabilir kılıyor. Böylece aynı işi diğer çocuklar büyük bir keyifle yapıyorlar.
Bireysel Efekt
Burada önemli olan yapılacak olan sıkıcı işi daha kolay yapmamızı sağlayacak motivasyonu bulmamız. Yani bizi harekete geçirecek olan efekti keşfetmemiz. Örneğin yapılacak olan sıkıcı işin amacını anlar ve yapılması gerektiğine inanırsak da daha kolay yapabiliriz. İşe değil fayda ve sonuçlarına odaklanabiliriz. Ayrıca sıkıcı işin sonuna kendimiz için bir ödül koyarak işin sıkıcılığını değil sonundaki ödülü de düşünebiliriz. Ödül işin önüne geçmiş olur. Egzersiz, yürüyüş vb. sağlığımız için yapmamız gerekenleri de Sawyer Efekti yöntemini kullanarak daha yapılabilir hale getirebiliriz.

10/30/2021

Perge Antik Kenti Antalya' nın Aksu ilçesinde bulunuyor. Şehir merkezine 18 km uzaklıkta olan ve Pamfilya bölgesine başkentlik yapan kent UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi' nde yer alıyor. Kentte arkeolojik kazılar 1946 yılında Prof. Dr. Arif Müfid Mansel tarafından başlatıldığında bu yana İstanbul Ünivesitesi' nce yürütülüyor. Kazılardan elde edilen bazı heykeller Antalya Müzesi' nde sergilenmektedir. Oldukça geniş bir alana yayılan Perge Antik Kenti' nin tarihi M.Ö. 4.000 yılına kadar uzanmaktadır. Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Helenler ve Romalılar' ın hakimiyet kurduğu kentte yapılaşma ve imar faaliyetleri genellikle Romalılar döneminde olmuştur. Kalıntıların pek çoğu da Roma dönemine aittir. Kentin bir diğer özelliği de Aziz Pavlus' un kente gelişinin İncil' de bahsedilmiş olması.(Pavlus' la  beraberindekiler Baf' tan denize açılıp Pamfilya bölgesinin Perge kentine gittiler.)

                   

M.Ö. 3. Yüzyılda Yapılan Helenistik Kuleler

Roma Kapısı( Güney Kapı) yüksekliği 11 m genişliği 27 m dir


Sütunlu Ana Cadde 300 m uzunluğunda 22 m genişliğinde. 






                  

Helenistik Kule

Perge Hamamı Soyunma Odası




Nehir Tanrısı Kestros 




Spor Ekinlikleri Yapılan Palaestra ve Su Kemeri

Agorada yer alan bazı dükkanların tabanları mozaikle kaplı. Truva savaşlarından bir sahne olan 
4 Savaşçı/ Kahraman Mozaiği. Miken Kralı Agamemnon' un kızı İphigenia' yı kurban verme sahnesi


Sütunların restorasyonu sponsorlar sayesinde yapılmış.

                                 Caddenin ortasında 2 m genişliğinde su kanalı yer almakta



At nalı şeklinde tasarlanan 12.000 kişilik Stadyumun uzunluğu 234 m genişliği 34 m. Ayrıca kentte 13.000 kişilik tiyatro bulunmaktadır. 

10/18/2021

İnsanların ve eşyaların zamana karşı mücadelesinde kazanan hep zaman oluyor. İnsanlar yaşlanıyor, eşyalarsa eskiyor. Ama bazı insanlar sadece yaşlanmıyor aynı zamanda eskiyor.

İnsan Eskir mi?

Eğer insan yaşı ilerledikçe hayattan bağını koparıyorsa, üretmeye ve etrafına faydalı olmaya çalışmıyorsa, geçmişle hesaplaşmasını bitiremiyorsa, geçmişini iyisiyle kötüsüyle kabullenemiyorsa, tecrübelerini ve bilgilerini ihtiyaç halinde aktarmıyorsa, sürekli huysuzluk yapıp, her şeyi ve herkesi eleştirip mızmızlık ediyorsa tabi ki eskir. 

Genç Eskiler

Bir de orta yaşa gelince erken yaşlananlar var. Onlara da ''genç eskiler'' diyebiliriz. Genelde yerinde sayan ve hayal ettikleri hayata ulaşamamış kişilerdir bunlar. Bu durum için pek çok bahane üretirler. Çevresindeki nispeten daha başarılı insanlara kendince eleştiriler getirip onların o hayatı hak etmediklerini, torpilli olduklarını, şanslı olduklarını, vb. anlatır dururlar. Şans hiç bir şey yapmadan bekleyenlerin yanında olur mu? Romalı filozof Seneca' nın dediği gibi '' Şans, fırsatla hazırlığın buluşmasıdır.'' Acaba şans geçmişte karşılarına çıktığında hazır mıydılar? 

Ne Yapılabilir?

Öncelikle, eski tabirle bir meşgale bulmalı yani hobi edinilmeli. Bir şeyler üretecek imkanlar yaratılmalı. Hayatı işten ibaret olanların, işin yanına bir şey ekleyememeleri, iş hayatı sona erdiğinde karşılarına çıkıyor. İşten sonra koca bir boşluk oluşuyor. Özellikle ''genç eskiler'' sosyal çevrelerini genişletip yeni etkinliklere katım sağlayabilirler. Aksi takdirde ağrılar, evham, kendini fazla dinleme, hastalıklar, başka insanların yanlış davranışlarına odaklanma gibi konular gündeme geliyor.

9/27/2021

Ahmet Ümit' in son romanı Kayıp Tanrılar Ülkesi Haziran ayında piyasaya çıktı. Ahmet Ümit severlerin merakla beklediği kitabın ilk baskısı 300.000 adet oldu. Kitabın konusu Berlin- Bergama hattında geçiyor. 

Ahmet Ümit romanlarının meşhur figürü Başkomiser Nevzat' ın yerini bu romanda Alman Polis Teşkilatından, Berlin doğumlu Başkomiser Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker alıyor. Ahmet Ümit Kayıp Tanrılar Ülkesi romanını yazmaya 2008' de Berlin Bergama Müzesi' ndeki Zeus Altarı' nı gördüğünde karar vermiş. Çünkü Zeus Altarı Bergama' dan Berlin' e götürülmüş. Yurtdışında bulunan pek çok müzede Türkiye' den götürülmüş tarihi eserler yer almaktadır.( Bu konuyla ilgili çok önemi bir kitap var. Yaşar Yılmaz tarafından yazılan Anadolu' nun Gözyaşları kitabı). 
Mitoloji
Kitap Yunan Mitolojisi' ne gönderme yapan bir cinayetle başlıyor. Öldürülen kişi de dört kuşak boyunca Bergama kazılarında çalışan Ölmez ailesinin bir ferdi. Başkomiser Yıldız Karasu Türkiye' deki köklerinin de yardımıyla cinayeti çözmeye çalışıyor. Kitabın önemli bir kısmında Yunan Mitolojisi anlatılıyor. Mitolojiden hoşlananların Zeus, Zeus' un babası Kronos ve Zeus' un oğullarının mücadelesinin anlatıldığı kısımları seveceği aşikar. Mitolojinden hoşlanmayanlarsa kitabı okumakta zorlanacaklar gibi görünüyor. 
Ahmet Ümit ayrıca göçmenlerin yaşadığı sorunlar, Naziler' in etkinliğini hala koruması gibi konuları da ele alıyor. Kitap 504 sayfa. Ahmet Ümit kitapları 300 sayfanın üstüne çıktığında detaylar artıyor ve okuması biraz daha zorlaşıyor. Çünkü Ahmet Ümit' in kitaplarında konuyla ilgili ansiklopedik bilgiler de yer alıyor. Bu kitapta bilgi yoğunluğu biraz fazla  olsa da keyifle okunabilecek bir roman Kayıp Tanrılar Ülkesi.

'' Unuttuğunuz yerden başlayacağım. Adımın silindiği son şehirden, son heykelimin parçalandığı son tapınaktan, son kahinimin son kehanetinin son sözünden, sunaktaki son kurbanın tüten son etinden, sevgiyle, saygıyla, korkuyla yalvaran son kulumun duasından...''

'' Babasız çocuklar tanrıya sığınırdı ama o tanrı olmayı seçti. ''

'' Geçmiş, geleceği içinde saklayan sırlarla dolu bir aynadır. Eğer o aynaya yeterince bakarsan zamanın sırrını da görürsün, hayatın manasını da.''

'' Korkarlardı ama bir süreliğine. Çünkü insan denen mahlukun en önemli niteliklerinden biri unutmaktı. İyiliği de, kötülüğü de, acıyı da, mutluluğu da, korkuyu da, sevinci de unuturlardı. O yüzden aynı hataları tekrarlarlardı. ''

'' Öfkeli adam tehlikelidir ama umutsuz adam çok daha tehlikelidir.''  

'' İnsanlara dikkat et Zeus. Sevginin de şefkatin de; cezanın da şiddetin de fazlası onları yoldan çıkarır.''

9/08/2021

İş hayatında çalışanlar arasında yaptıkları işe göre sınıflandırma bulunmaktadır. İş kanununda belirtilmemekle birlikte çalışma hayatında kullanılan sınıflandırmadır. Beyaz yaka ve Mavi yaka olarak sınıflandırma yapılmaktadır.

Beyaz Yakalı

Bedeninden daha çok zihnini kullanarak çalışan ofis personelleridir. Yönetim, organizasyon, pazarlama, mühendislik, planlama, sevkiyat ve raporlama gibi alanlarda çalışırlar. 

Mavi Yakalı

Bedensel gücüyle ve ücret karşılığı çalışan saha işçileridir. Mal ve hizmet üretiminde, arazide ve sahada çalışırlar.

Yaka Savaşları

Beyaz yakılarla mavi yakalılar zaman zaman sürtüşme yaşarlar. Ustalarla mühendisler arasındaki sürtüşmeler buna örnektir. Mavi yakalı ustalar teknik konuda tecrübeli oldukları ve beden gücüyle çalıştıkları için bütün işi kendilerinin yaptıklarını düşünürler. Mühendislerin okul okuduklarını ama hiç bir şey bilmediklerin söylerler. Ofis çalışanlarının bütün gün oturduklarını ve hiç bir iş yapmadıklarından şikayetlenirler. İş geliştirme, planlama, takip, raporlama ve organizasyon gibi konuların önemli olmadığını düşünürler. Bazı beyaz yakalılarsa operasyonel ve fiziksel işleri önemli görmezler. İş nasıl olsa yürüyor derler ve mavi yakalı çalışanlara saygı göstermezler. Aslında her çalışan grubunun yaptığı iş kıymetli ve biri birinin tamamlayıcısıdır. Her çalışan biri birine ve işine saygılı olursa çatışmalar minimum olacaktır. 

Bembeyaz Yakalı!

Literatürde tanımlanmamış ama davranışları ve çalışma biçimleri nedeniyle bu sınıfa giren çalışanlardır. İyi okullarda eğitim görmüş, üst kademe yöneticilik yapan çalışanlar arasından çıkar. Yönetim siyasetiyle ilgilenirler. Üst yönetimle ve patronla ilişkileri sıcak tutmaya odaklanırlar. Sorun çözmek yerine sorun tespit etmeye daha meyillidirler. Yetki isterler ama sorumluluk almak istemezler. Başarı kendilerinin, başarısızlık ise çalışanlarındır diye düşünürler. Öncelikleri hata yapanları tespit edip cezalandırmaktır. Egoları yüksektir ve diğer çalışanlara yukarıdan bakarlar. Hatta kimi zaman patronlarını da küçük görme eğilimi gösterirler. İş hayatının gerçekleriyle ilgilenmeyip kendi kafalarında yarattıkları sanal dünya üzerinden değerlendirme yaparlar. Çalışanların önce insan olduklarını unuturlar. Hatta bunu önemsemezler. Adapte olamayan gitsin yerine yenisi gelsin yaklaşımı gösterirler. Aynı şirkette uzun süreli çalışamazlar ve sürekli iş değiştirirler. 

8/21/2021

Alahan Manastırı, Mersin' in Mut ilçesinin 20 km kuzeyinde yer alıyor. Anayoldan 2 km yükseklikte bir tepe üzerinde bulunan manastırın denizden yüksekliği ise 1.300 metre. Alahan Manastırı 250 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde bir alana kuruludur. 1955- 1972 yılları arasında İngiliz Arkeolog Profesör Michael Gough tarafında kazılar yapılmış ve o tarihten itibaren ziyarete açılmıştır.


Milattan sonra 440-442 yılında yapıldığı tahmin edilen Alahan Manastırı' nda biri yıkılmış olan iki kilise, vaftizhane ve kayalara oyulmuş keşiş odaları bulunuyor. Manastırın yapısında kullanılan kesme taşlarda bulunan taş işçiliği dikkat çekiyor. Ayrıca yapılardaki taşıyıcı unsurlar sıva ve bağlayıcı materyal kullanılmadan biri birine geçme şeklinde örülmüş. Hırıstiyanlık mimarisinde daha önce görülmeyen Kubbeli bazilikal planın Ayosofya' nın yapımında örnek alındığı düşünülüyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde yer alan manastır, Hıristiyanlığın hac yollarından biri olarak anılıyor. Alahan Manastırı 17. yüzyılda Evliya Çelebi tarafından da ziyaret edilmiş ve Seyahatnamesinde, '' Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor '' şeklinde bahsedilmiş.




Yıkılmış olan Batı Kilisesinin girişi

Batı Kilisesi


                   




Kanatlı Melek Cebrail

Kanatlı Melek Mikail










Ayakta kalan Doğu Kilisesi

Doğu Kilisesinin İçi

Doğu Kilisesinin İçi


Vaftizhane ve Vaftiz Havuzu





Manastırdan Çevreye Bakış

Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!