3/07/2020

Dünya tarihinde haksızlığa uğramamış ya da haksızlığa uğradığını hissetmemiş kimse var mıdır acaba? Gözü kapalı bir şekilde olmadığını söyleyebiliriz. Pek çok insan haksızlığa uğramasa çok daha başka konumda olabileceğini söyler. Ama bir gerçek var ki bir şekilde herkes haksızlığa uğruyor. Haksızlık hayat kadar gerçektir.
Haksızlık Her Yerde
Haksızlık her yerde karşımıza çıkabilir. Ailede, okulda, işte ya da sosyal hayatta. Yani insanın olduğu her yerde:
- Hak ettiğimizi düşündüğümüz ilgi ve saygıyı göstermeyen ailemiz, arkadaşlarımız,
- Hak ettiğimizi düşündüğümüz maaş, mevki, takdiri vermeyen yöneticimiz ya da patronumuz.
- Rekabet ortamında adil davranmayan, fikirlerimizi alıp kendi fikirleri gibi sunarak prim kazanmaya çalışan, kulis yapan iş arkadaşlarımız,
 - Takımda oynamayı hak ettiğimiz halde bizi oynatmayan antrenörümüz. Liste uzar gider.
Neden?
Peki neden bu kadar çok haksızlık oluyor? Çünkü hayat sanki bir yarış gibi. Herkes öne geçmeye çalışıyor. Hak ederek öne geçemeyenler haksızlık yaparak öne geçmeye çalışıyor. Ayrıca iş hayatında haksızlık bir mobbing aracı olarak da kullanılıyor. Bunun yanında insanlara hakkını teslim edebilmek önemli bir meziyettir. Herkes bile bile haksızlık yapmıyor bazen. Hak edene hakkını teslim etmeyi beceremeyenler de var. Bir de bunu önemsemeyenler var. Ama bir gerçek var ki güçsüz olanlara haksızlık etmek daha kolaydır. İtiraz etmeyen, sessiz kalan ve hakkını sorgulamayan insanlar daha çok haksızlığa maruz kalıyor. Hak verilmez alınır sözü de bu noktada devreye giriyor.
Haksızlığın Çan Eğrisi
Haluk Tatar' ın tabiriyle haksızlığın çağ eğrisi vardır. Yani haksızlığa sadece siz uğruyorsanız bu büyük problemdir. Ama sizden başkaları da uğruyorsa bu daha kabul edilebilir bir durumdur. 
Acaba Doğru mu?
Acaba gerçekten haksızlığa uğradık mı yoksa istediğimizi alamadığımız için haksızlığa uğradığımızı mı düşünüyoruz? Bu konuda kendimize karşı yeterince adil miyiz? Kaybetmeyi hak etmişsek bunu açık yüreklilikle kabul edebilecek miyiz? Başka bir konu da hakkımızdan fazlasını aldığımızda geçerli. Yani başkasına karşı yapılan haksızlık olursa ne yapıyoruz? Burada genelde itiraz etmiyoruz. Önemli olan hakkımızdan az almamak, fazla alırsak bir sorun olarak görmüyoruz bunu.
Mücadeleye Devam
Haksızlığa uğradığımızda yapılması gereken, susup köşemize çekilmektense o hak için mücadele etmektir. Tabi ki bunu da abartmadan, sabırlı ve dengeli bir şekilde gerçekleştirmek gerekir. 
Categories:

14 yorum:

  1. "hak" konusu, insanın var oluşunun meselesi. haksızlık noktasında tahammül sınırının dışına çıkılmadığı sürece sorun yok. doğal bir durum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğal bir durum. Kanıksamamakla birlikte çok da şaşırmamak gerek.

      Sil
  2. Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde öncelikle sakin olup durumu etraflıca tartmalıyız. Bundan sonra harekete geçmek daha mantıklı olacaktır. Ve evet, yeryüzünde haksızlığa uğramamış insan yoktur sanırım:)

    YanıtlayınSil
  3. herkes uğruyordur herhaldee :) bu arada, yazılarının da yorumlarının da çok iyi olduğunu belirtmeliyiim :)

    YanıtlayınSil
  4. Yes, life is unfair but I think it has always been. It is not just our era that is unfair. As you said, life has turned into a race to get ahead. This definitely makes people do what is wrong even if they know it is wrong. Sometimes people will do anything to get ahead. But we always have a choice. It is our choices that define us in the end, I think. Life is unfair but we don't have to be.

    YanıtlayınSil
  5. Bir iki kez yaşadığım bir olay haksızlığa uğramak. Bu tarz olaylar kızdırsa da beni mücadeleye devam etmek için hırsla dırıyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mücadele için bizi motive ederse hakkımızı alma şansımız olur.

      Sil
  6. İrem gazetesinde bahsedince gelmek istedim. Çok önemli ve de zaman zaman maruz kaldığımız bir konuyu ele almışsınız. Başarabiliyorsak eğer mantık ve sukunetle hakkımızı aramalıyız bence.

    YanıtlayınSil
  7. Çok kafa yorduğum konulardan birinin üzerine yazmışsınız. Hak, adalet, hukuk... Kaleminize sağlık.

    YanıtlayınSil

Yorumlar:

Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!