2/27/2014

Gelişmiş herhangi bir ülkede başbakanın telefonlarının dinlendiği ortaya çıksa yer yerinden oynar. Bu konu milli mesele haline getirilir. Ülkenin güvenliğinin tehlikede olduğu konuşulur.
Bizim ülkemizde de başbakanın dinlendiği ortaya çıktı. Yer yerinden oynadı ama farklı bir şekilde. Başbakan karşıtları kendi ülkesinin başbakanının illegal bir biçimde dinlenmesiyle hiç ilgilenmiyorlar. Rakip ya da düşman gördükleri birinin açığını yakaladıklarını düşünerek sevinç naraları atıyorlar. Dinleme sonucu elde ettikleri bilgileri kamuoyuyla paylaşıyorlar. Aslında bu dinlemeleri de legalleştiriyorlar. İşlerine yarayacak her türlü dinlemeyi kabul ediyorlar. Ama çok değil daha birkaç sene önce kendi görüşüne yakın insanların dinlemeler sonucu hapse atılmasına itiraz ediyorlardı bağırarak. Yasadışı dinlemeler delil kabul edilemez diyorlardı. Şimdi ise ses kayıtlarının gerçek olduğundan çok eminler ve delil olarak kabul ediyorlar. Peki neden böyle çifte standart uyguluyorlar? Bunun bir kaç sebebi olabilir:
        1) Muhalefet yaparak ya da seçimler neticesinde Erdoğan'ı ve AKP'yi iktidardan düşüreceklerine inanmıyorlar.
        2) Erdoğan'dan öylesine nefret ediyorlar ki gitsin de nasıl giderse gitsin. İster legal ister illegal yolla diyorlar.
        3) Daha önce Erdoğan karşıtı insanların başına bu durum geldiğinde Erdoğan' da aynı şekilde davandığı için
        4) Erdoğan'ın, kendi görüşünden olmayan insanların başına ne gelirse gelsin duyarsız kalması, sadece kendi görüşünü savunan insanları var sayması.
Açıkçası hepsi olabilir. Ama en önemlisi Erdoğan'ın rakip gördüğü insanlara karşı göstermiş olduğu acımasız tutumlar ve onları yok saymasıdır. Kendisene muhalif olan insanları elindeki bütün gücü kullanarak yok etmeye çalışması toplumda büyük bir öfke oluşmasına neden oldu. Aynı şekilde başbakanla aynı görüşteki insanlarda da muhaliflere karşı öfke oluştu. Bu da net bir bölünme ortaya çıkardı. Başbakana karşı en sert muhalefeti yapan gazetecilerden biri olan Ertuğrul Özkök bile dinlemelerin doğru olmadığını ve onaylamadığını açıkça söyledi. Kurtuluş savaşını kazanan Atatürk, savaşı kaybeden ülkelerin bile büyük saygısını kazanırken, onun kurduğu parti, hiç bir etik kaygı gözetmeden sadece kazanmayı düşünür hale gelmiş.
        
Categories:

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlar:

Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!