9/07/2013

Ortadoğu' da, son dönemde meydana gelen, iktidara karşı ayaklanmayla neticelenen Arap baharı adı verilen hareket Suriye' ye de sıçradı. Arap baharı sonucunda iktidarlar değişirken binlerce insan öldü. Buna rağmen, bu bölgelerde hala istikrar sağlanamadı.

Suriye' deki ayaklanmanın diğerlerinden farkı, Türkiye'nin bu kadar aktif olarak müdahil olmasıydı. Başbakan ve dışişleri bakanı, dünyada hiç bir ülkenin yapmadığı kadar savaş çığırtkanlığı yapıyorlar. Uluslararası gücü, Suriye'ye müdahaleye çağırıyorlar, hatta müdahalenin bir kaç günlük değil uzun süreli, yönetimi değiştirecek şekilde yapılması gerektiğini de söylüyorlar. Yani daha uzun süre savaşıp daha çok insanın ölmesini istiyorlar. Biz savaşa hazırız diyorlar ama meclise herhangi bir bilgi vermeye ya da meclisten onay almaya gerek görmüyorlar. Ülkemizi savaşa sokacaklar ama mecliste bu konuda bir görüşme bile yapılmıyor. Tabi ki Esad'ın insanları öldürmesi onaylanamaz. Ama bunu engellemenin yolu onları öldüren insanları öldürmek mi? Muhaliflere silah sağlamak mı? Büyük devlet olmak isteyen Türkiye'nin yapması gereken uzlaşmacı olarak devreye girmesi değil mi?Başka bir ülkenin iç işlerine müdahale hakkının nereden alıyoruz? O halde, ABD'nin rejim değiştirmek için, çeşitli bahanelerle, Afganistan'ı, Irak'ı vb işgallerini onaylıyoruz demek ki. Yarın sıranın bize gelmeyeceğini nereden biliyoruz? Orada katliamlar oluyor, sesimizi çıkartmayalım mı denilebilir? Sesimizi çıkartmanın yolu savaşa  mı girmektir? Savaşın nasıl bir felaket olduğunu bilmiyor muyuz? Kurtuluş savaşı zamanında, dünyanın her tarafından gelen işgalci güçler, ülkemizi paylaşmamışlar mıydı? Amerika' nın bile temkinli yaklaştığı bir dönemde, biz savaş diye bağırıyoruz. Yıllarca eleştirdiğimiz, işgallerin bir benzerini biz yapmak için uğraşıyoruz.
        Son söz : Savaşa hayır.
Categories:

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlar:

Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!